Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
Eylemin amacı ve araçlar
Dolayısıyla, eylem, bireylerin, gayelerine ulaşacağına inandıkları şekillerde amaçlara yönelen davranışlarından oluşur. Eylem, arzu edilen bir amacı ve “teknolojik fikirleri” ya da bu amaca nasıl ulaşılacağına dair planları gerektirir. İnsanlar, kendilerini belirli bir çevre ya da durum içinde bulurlar. Bireyin, amaçlarına ulaşmak için bir şekilde değiştirmeye karar verdiği şey, bu durumdur. Fakat insan, sadece çevresinde bulduğu sayısız unsurla çalışabilir ve onları amaçlarının karşılanması için yeniden düzenleyebilir. Herhangi bir eyleme atıf yaparak, bireyin dışındaki çevre iki kısma ayrılabilir: Kontrol edemeyeceğine ve öylece bırakılması gerektiğine inandığı unsurlar ve amaçlarına ulaşmak için değiştirebileceği (veya, daha doğrusu değiştirebileceğini düşündüğü) unsurlar. Bunlardan ilkine, eylemin genel koşulları, ikincisine kullanılan araçlar denilebilir. Dolayısıyla, bireysel aktör amaçlarına ulaşmak için değiştirmek istediği bir çevreyle yüz yüzedir. Eylem için, onun, amaçlarına giden yollar, yani araçlar olarak, çevrenin bazı unsurlarını nasıl kullanacağı hakkında teknolojik fikirleri olmalıdır. Bu nedenle, her bir eylem, arzu edilen belirli amaçlara ulaşmak için, bireysel aktörler tarafından araçların kullanılmasını içermelidir. Dışsal çevrede, genel koşullar hiçbir bir insan eyleminin konusu olamaz; eylemde sadece araçlar kullanılabilir.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sadece birey eylemde bulunabilir, gruplar değil.
İnsan eylemiyle ilgili keşfedilecek ilk şey, onun sadece bireysel "aktörler" tarafından yapılabileceğidir. Sadece bireyler, amaçlara sahiptir ve onlara ulaşmak için eylemde bulunabilir. "Grupların", "toplulukların" ya da "devletlerin", çeşitli spesifik bireylerin eylemleri olarak gerçekleşmeyen davranışları yahut amaçları diye birşey yoktur. "Topluluklar" ya da "gruplar"ın kendi bireysel üyelerinin davranışları dışında bağımsız bir varlıkları yoktur. Dolayısıyla, “hükümet" eyleminden söz etmek, sadece bir metafordur; gerçekte belli bireyler, diğer bireylerle belirli ilişkiler içindedir ve onlar ve diğer bireylerin "hükümetsel” olarak kabul ettiği şekilde davranırlar. Bu metafor, kolektif kurumun, çeşitli bireylerin eylemleri dışında bizzat bir gerçekliğe sahip olduğu anlamına gelmemelidir. Benzer şekilde, bir kişi başka bir kişiyi temsilen bir aracı olarak ya da kendi ailesi adına hareket etmek için sözleşme yapabilir. Yine de, sadece bireylerin arzuları ve eylemleri olabilir. Hükümet gibi bir kurumun mevcudiyeti, sadece üye olarak görülen ve görülmeyen kişilerin eylemlerini etkileyerek anlam kazanır.
Sayfa 10·Kitabı okudu
“Rekabetçi fiyat” değil, “Serbest piyasa fiyatı”
Serbest piyasada “rekabetçi fiyat”a karşı “tekel fiyat” diye bir şey yoktur. Bu devrimci bir yaklaşımdır ve bildiğim kadarıyla başka hiçbir iktisatçı böyle bir şeyi demiş değildir. … Burada kilit soru şudur: "Rekabetçi fiyat"ın ne olduğunu nasıl biliriz? Eğer bu yaklaşımın, mesela Fetter'ın Ekonomik İlkelerindeki sunumuna bakacak olursak, bir rekabetçi fiyat ve bu fiyatta kendi talep eğrisini belirleyen tekelci ile karşılaşırız. Fakat, gerçekte, rekabetçi fiyatı asla bilemeyiz. Rekabetçi fiyat eylemin bir sonucudur ve verili bir sey değildir. Bir üründe yatırımını ve üretimini kısıtlayan ve fiyatı yükselten bir adamı gözlemleyebilsek bile, hiçbir zaman, bunun, "rekabetçi fiyattan" "tekel fiyata" ya da "rekabet-altı fiyattan" "rekabetçi fiyata" yönelik bir hareket olup olmadığını asla bilemeyiz. Mises'in bize tekrar tekrar söylediği gibi, gerçek eylemden ayrılan ve fiili bir gerçeklik ve hatta bir ideal olarak kullanılan bir kavram, geçerli değildir. Bu nedenle, tekel fiyata karşı rekabetçi fiyat duşuncesinin boşa çıkması gerekir. Serbest piyasada, alıcılar ve satıcılar birbirleriyle serbestçe rekabet ettiği için, sadece rekabetçi olan bir "serbest piyasa fiyatı" vardır. Ve bu, sadece tek tek satıcılar için değil aynı zamanda bir kartel için de geçerlidir. Belki daha devrimci bir sonuca ulaşmış olacağım ama, bunun sebebi gönüllü olması halinde, dünyada kartelle ilgili yanlış bir seyin olmadığıdır. Birçok fırma birleştiği ya da bir kartel oluşturduğu zaman, ne olur? Esasen, çok sayıda bireyin varlıkları bir araya getirilir ve orantılı sahiplik ve sozleşmelerine uygun biçimde yönlendirilir, Fakat bu süreç, farklı bireylerin kendi sermayelerini ve varlıklarını, gönüllü sözleşmeye göre havuzlamasına dayalı sıradan bir ortaklık oluşumundan ne kadar farklıdır? Tabiî ki
Eski sağın ihtişamı
En radikal taraftarlarınca ifade edildiği üzere, Eski Sağın dünya görüşü en iyi hükümetin en az yöneten olduğunu ve toplumun kendi kendini düzenlediğini ve rahat bırakılması gerektiğini ve yine engellenmemiş piyasa ekonomisinin ve serbest ticaretin hem özgürlüğün bir parçası hem de ekonomik refaha giden anahtarlar olduğunu kabul etmektedir. 1950'lerin başlarında bu program, New Deal türü bürokratik merkezileşme, ekonomik "planlama" ve sosyal mühendisliğe karşı, devleti güçlendiren savaşlardan kaçınılması ("soyutlanma politikası" deniyor) Anayasanın sıkı bir şekilde inşası ve federalizme destek ("eyalet hakları") anlamına geliyordu. Eski Sağın kahramanları Thomas Paine, Thomas Jefferson, Richard Cobden ve John Bright gibi simalardı.
Politik Ekonomi