Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
Gerçek kanunlar nasıl oluşur?
Gerçek kanunlar -Hayek'in tanımıyla "soyut kurallar"- bu nedenle bir eylem planının parçası değildir, zaman içinde sosyal dayanışma girişiminden doğarlar. Bunlar, yabancıların karşılıklı yararları için işbirliğinin mümkün olduğu parametrelerdir. Piyasada olduğu gibi, sağladıkları fayda kısmen bilişseldir. Bu kuralları takip ederek kendimizi, özellikle öngörülemeyenlere doğru ilerlerken faydalı olacak pratik bilgilerle donatırız. Mesela amaçlarımızı ilerletmede dayanışmayı güvence altına almak için başkalarına karşı nasıl davranacağımızın bilgisiyle...
Sayfa 81·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanlar Rousseau'nun tasavvur ettiği gibi, bir toplum oluşturup sonra kendilerine kanunlar üretemezler. Çünkü hukukun varlığının, bir toplumda yaşama fikrinde zaten var olduğu farz edilir. Hukuk yazılmadan çok önce zımni olsa da gerçektir ve toplumsa çatışmaları inceleyerek ve bu çatışmaların çözümlerine imkân veren ortak varsayımları açığa çıkararak hukuku keşfetmek yargıcın görevidir. Bu nedenle, doğal durumunda hukuk, parlamentonun yasama yetkilerinden önce gelen, yüzyıllar boyunca parlamentoyu bir yasama organı olarak değil, işlevi mevcut emsallerin incelenmesiyle cevaplanamayan soruları çözmek olan başka bir hukuk mahkemesi olarak gören İngiltere'nin teamül hukuku modeli üzerinde yorumlanmalıdır.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Hukukun muhafazakâr görüşü: Teamül Hukuku
Bu konuma göre hukuk, bir tarafın diğerine haksızlık yaptığına karar verilen konularda, tarafsız yargıçlar arasında üzerinde anlaşmaya varılan bir sonuca varma girişiminden, kendiliğinden doğar. Bağımsız ve tarafsız yargıçlar, kendilerine yol gösterecek bir hukuk kuralı olmasa bile, kararlarını gelişigüzel almazlar. Onları kurulu emsalleri kabul etmeye ve bu emsalleri ya birbirinden ayırt etmeye ya da uygulamaya zorlayan pratik akıl tarafından vönlendirilirler. Sonuçta ortaya çıkan teamül hukuku sistemi, ne bir ihtilaf çözme aracı olarak içeriği ne de bir emirler sistemi olarak biçimi bakımından mevzuata bağlıdır. Yazılı bir anayasaya ya da Dworkin'in Birleşik Devletler Anayasası'nda ayırt ettiği "siyasi ahlaka" uzaktan yakından benzeyen herhangi bir şeye de bağlı değildir. Toplumlarda birlikte yaşama çabamızdan kaynaklanan çatışmalara zaman içinde ortaya çıkan çözümleri bünyesinde barındırır. Zarar gören taraflara çareler sunar ve böylece sosyal düzenin dengesinin korunmasına yardımcı olur. Başka bir deyişle, teamül hukuku, ne revizyonist bir "siyasi ahlak"ın ifadesi ne de bir anayasada yer alan ilkelerin uygulanmasıdır. Teamül hukuku, tarafsız adalet fikrine içkin olan ve tüm rızaya dayalı işlemlerimizde zımnen kabul edilen ilkelerin uygulanmasıdır.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Marksist tarih, hukuk ve yargı süreci gibi şeylerle ilgilenmediği için Hobsbawm, Lenin'in mahkemeleri, baroları ve avukatlık mesleğini yürürlükten kaldıran ve insanları keyfi gözdağı ve tutuklamaya karşı sahip oldukları tek korumadan yoksun bırakan 21 Kasım 1917 tarihli kararnamesine değinmeye gerek görmez. Ne de olsa, mahkemelere başvurabilecek olan kişiler, yalnızca her halükârda yıkımı tamamlama yolunda olan burjuvazidir. Lenin'in KGB'nin öncüsü olan ÇEKA'yı kurması ve ona, halkın iradesine karşı "kitlelerin" iradesini ifade etmek için gereken tüm terör yöntemlerini kullanma yerkisi vermesinden elbette söz etmez. Erken Sovyet tarihindeki üç insan kaynaklı kıtlıktan ilki olan 1921'deki kıtlıktan da bahsetmez. Lenin'in, inatçı Ukraynalı köylülere "kitlelerin" iradesini dayatmak için kullandığı kıtlık...
Sayfa 52·Kitabı okudu
Sınıf teorisi gerçek bir bilim olduğundan, burjuvanın politik düşüncesi ideolojidir. Ve sınıf teorisi, burjuva düşüncesini ideoloji olarak teşhir ettiğine göre, bilim olmalıdır. Bir yaratılış mitinin sihirli çemberine girdik. Dahası, Marx, bilimsel bir dille süsleyerek, teoriye bir "bilgili olma" karakteri bahsetmiştir. Bu dili herkes konuşamaz. Bilimsel bir teori, onu anlayabilecek ve uygulayabilecek seçkinleri tanımlar. Seçkinlerin aydınlanmış bilgisinin ve dolayısıyla yönetme hakkının kanıtını sunar. Eric Voegelin, Alain Besançon ve diğerleri tarafından yapılan Marksizmin bir tür gnostisizm, “bilgi yoluyla yönetim” hakkı olduğu suçlamasını haklı çıkaran da işte bu özelliktir.
Sayfa 33·Kitabı okudu