Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
Hitler’de birey prensibi
Marksizme gelince, bu, Yahudi'nin medeniyet alanında bütün faaliyet şekilleri içinden bireyin üstünlüğünü hariç bırakarak, yerine sayının üstünlüğünü getirmek için gösterdiği gayreti temsil eder. Siyasi bakımdan bugünkü parlamenter şekil ve öğretiye karşılık etmektedir. Bu parlamento şeklinde Marksizmin her türlü uğursuz tesirlerini görüyoruz. İktisadi alanda sendikanın tahriklerine yol açılmaktadır. Bu sendikalist tahrikat, işçilerin menfaatlerine olmaz. Yalnız, uluslararası Yahudiliğin yıkıcı emelleri bu tahriklerden faydalanır. İktisadi hareket, birey prensibinden ne kadar uzaklaştırılırsa ve iktisadi hareketin faaliyeti topluluğun nüfus ve elkisine teslim edilirse iktisadi hareketin yaratıcılık vasfı da o kadar zayıflar. Neticede kaçınılması imkânsız bir çöküş başlar. Çeşitli mesleklerdeki, danışma bürolarının hepsi kullandıkları kimselerin menfaatlerini hakikaten takip edecek yerde, bizzat üretim üzerinde bir nüfuz ve etki yapmaya çalışırlarsa, aynı yıkıcı gayeye bilmeyerek hizmet etmiş olurlar. Bunun sonucu şu olur: Bu hareketten genel ve bu surette birey zarar görür.
Sayfa 247·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yahudiler, medeniyeti çöküşe sürükler
Esas itibariyle, Yahudiliğin yıkıcı etkisini kendisi kabul etmiş olan milletlerde, bireyin nüfuzunu yıkmak ve yerine kitlenin nüfuzunu ikame etmek için devamlı bir şekilde gösterilen gayretleri bilmek ve anlamak lazımdır. Üstün ırklardaki yapıcılık prensibi, yerini Yahudilerin yıkıcılık prensibine terk etmektedir. Yahudiler, milletlerin ve ırkların tefessüh mayaları olmaktadır. Bir başka ifadeyle Yahudiler, medeniyeti çöküntüye sürüklemektedir.
Sayfa 246·Kitabı okudu
Günümüzdeki medeniyetin başlangıcında, daima birtakım mucitlerin şahsiyetlerini görmekteyiz. Bu muciler olumlu hareketleri ile birbirlerini tamamlarlar ve karşılıklı olarak birbirlerini tehdit ederler. İcatların ve keşiflerin fiile konmaları ve kullanılmaya başlanmaları zamanında da tamamen bu böyledir. Çünkü elde etme karalarının tamamı, icat konusu ve bireyle alakalıdır. Nihayet her türlü ölçüden serbest bulunan, fakat sonraki her türlü teknik icadın ilk şartını meydana getiren sadece doğuştan gelen çalışma, sadece kişinin yaptığı işin sonucu gibi görünür. Meydana getiren kuvvet, topluluk değildir, teşkilat kuran çoğunluk da değildir; daima her yerde, tek başına bireydir.
Sayfa 244·Kitabı okudu
Bireyin yaratıcı inovasyonu
İnsan, zamanla birinci icada, bir ikincisini ilave etti veya ilk icadını geliştirdi. Bir eşyayı, bir mahluku kendi hizmetinde kullanmayı öğrendi. O zaman, insanın asil yaratıcı faaliyeti, bugün de müşahede ettiğimiz şekilde, kendini göstermeye başladı. Yontulmuş taşın kullanılması, vahşi hayvanların ehlileştirilmesi, ateşin keşfedilmesi v.s. gibi icatların her biri zamanımızda bizi hayret içinde bırakan bütün icatlara ulaşıncaya kadar, yapılan bu hareketler esasında, gayet açık bir şekilde, ferdin yaratıcı çalışmasına işaret eder. Bu icatlar ne kadar yeni, ne kadar önemli veya ne kadar çok hayret verici bir vasfa sahip iseler bütün bu buluşların ferdin yaratıcı mesaisine işaret ettiği hakikati daha açık olarak gözümüze çarpar. Kesin esaslara dayanarak biliyoruz ki, çevremizdeki icatların tamamı, tek başlarına fertlerin yaratıcı kuvvetlerinin ve çalışmalarının sonucudur. Bütün bu buluşlar, neticede insanı, hayvanın üstüne çıkarır ve kesin bir şekilde onu, hayvandan ayırır.
Sayfa 243·Kitabı okudu
Maddi ücret bir kişinin kıymetinin ifadesi sayılarak, mevcut olabilecek en asil eşitlik, kökünden yıkılmaktadır. Keza, eşitliğin temeli bireyin, aslında kıymetine göre tahmin ve takdir edilmiş çalışmasının sonucu değildir ve olamaz.
Sayfa 228·Kitabı okudu