Onu değiştirmekten vazgeçerek enerjisini kendini geliştirmeye ve ilgi alanlarına yönelttiğinde erkek ne yaparsa yapsın kadın hayatında bir ölçüde mutluluğu ve tatmini deneyimleyecektir. Nihayetinde kendi meşgalelerinin, partnerinin eşliğine ihtiyaç duymadan, kendi başına da zengin ve tatminkâr bir hayat sürmesini sağlayacak kadar doyurucu olduğunu keşfedebilir. Mutluluğu için ona bağımlılığından sıyrıldıkça, aslında hiç yanında olmayan biriyle beraberlik sürdürmenin anlamsızlığını fark ederek hayatını tatmin edicilikten uzak bu evlilik olmadan sürdürmeyi de tercih edebilir. Ancak kendi mutluluğu için erkeğin değişmesine ihtiyaç duyduğu sürece bunların hiçbiri mümkün olmayacaktır. Erkeği olduğu gibi kabul edene dek, boşlukta asılı halde, hayatını yaşamaya başlamak için erkeğin değişmesini bekleyecektir.
İşlevsizleşmiş ailelerde büyüyen kadınların birincil kaçınma yöntemi aşırı sevmekken, işkoliklik de benzer ailelerden gelen erkeklerin kendilerinden kaçınmak için sıklıkla başvurdukları bir yöntemdir. Bu kaçınmanın bedeli, tek boyutlu bir yaşam sürmek ve hayatın sunduğu güzelliklerden zevk alamamaktır. Ancak bu bedelin ağır olup olmadığına karar verecek kişi yine erkeğin kendisidir ve değişmek için alınması gereken önlem ve riskler de yine onun seçimine kalmıştır. Partnerinin görevi onun hayatını düzeltmek değil, kendi hayatını iyileştirmektir.
Birini değiştirme çabalarımızın temelinde bizim bencil güdülerimiz yatar: Bu değişim sayesinde mutlu olacağımızı düşünürüz. Mutlu olmayı istemenin yanlış bir tarafı yoktur ama mutluluğumuzun kaynağını kendi dışımızda bir yerlere, başka birinin ellerine yerleştirmek kendi hayatımızı değiştirip iyileştirme beceri ve sorumluluğumuzdan kaçındığımızı gösterir.