Zamanında Biruni'ye neden bilim insanı olduğunu sormuşlar, o da: "Al-i İmran suresinin 19. ayeti beni bilim insanı yaptı" demiştir.Kur'an-ı Kerim elbette bir ansiklopedi ya da matematik, tıp, kimya kitabı değildir ama onda, hepsine işaretler vardır.İslamiyet'te özellikle biz, Allah'ın rızasının laboratuvarlarda olduğunu kafamıza koymak zorundayız.Allah-u Teala önce matematiği yarattı. Kur'an'da bu var; Kamer Suresi diyor ki, "Biz her şeyi bir ölçü üzerine yarattık." Kader de odur zaten, miktar anlamında.
Kırmızı Eşarp (Кызыл Жоолук-Kızıl Jooluk) isimli eserini 1963 yılında kaleme alan Aytmatov, mekân olarak atalarımızın ilk yurtluğu olan Tiyen-Şan yani Tanrı Dağları’na giden yolları seçmiştir. Eserde sanatçı adını soğuk havalarda bile donmayışından (ıssı=sıcak) alan Issık Gölü’ne değinmeden geçemez. Eşsiz güzelliği olan ana yurdumuzdan övgüyle bahseder:
“Yabancı gezginler gölü görmeye geldiklerinde saatlerce ayrılamazlardı oradan. Onların böyle hayran hayran baktıklarını görünce: ‘Görün işte, Isık-Göl'ümüz nasılmış. Var mı dünyada bir eşi daha?’ diye koltuklarım kabarırdı.” (s.16)
“Yüzünü usul usul okşarken enginlerde Isık-Göl’ün iç çekişlerini dinliyordum.” (s.40)
“Tiyen-Şan Dağları’na, Isık Gölü’ne veda ediyorum: Elveda Isık Göl’üm, bitmemiş türküm benim! Mavi dalgalarını, sarı kumlarını yanımda götürmek isterdim ama gücüm yetmez buna.” (s.139)
Kitapta bu hikâyeyi iki farklı gözden okuduk: Şoför İlyas’ın ve yol bakım ustası Baytemir’in gözünden. Hikâyenin ana kahramanı İlyas, tutkulu, romantik ve cesur olsa da aslında sorumluluk sahibi olamayan ve sorunlardan kaçmayı seçen bir korkak. Sadece kaçmayı değil kaçırmayı da sevdiğini söyleyebilirim.
“O anda ya her şeyi olduğu gibi anlatmalıydım, ya da çekip gitmeliydim. Hiçbir şeyden haberi olmayan karım son derece mutluydu, gitmekten başka çare göremedim.” (s.85)
“Asel!” dedim arabanın açık kapısından eğilerek. “Çocuğu al da atla içeri! Seni o zamanki gibi götüreyim!” (s.109)
Sorunlarını kaçarak, meyhaneye giderek, kendine güvenli bir sığınak olarak gördüğü Kadiça’yla birlikte olarak çözmeye çalışması ona bir daha asla rastlayamayacağı bir aşka mâl olmuştur. Nitekim kendisi de “Yalnız hiçbir zaman ele geçiremeyeceğim bir şey var, o da ebediyen yitirdiğim aşkımdır.” (s.139) diyerek bunu dile getirmiştir. Yalnızca