Kitabı çok satanlar listesinde görüp hepimizin en azılı düşmanlarından birisi olan tembelliğimi yenebilmek amacıyla aldım. Cemil Meriç ve Ali Fuat Başgil'in kitapla ilgili yorumları merakımı daha çok arttırdı. Nitekim bu kitapta beklentilerimin karşılığını fazlasıyla aldım. Genç ve yaşlı fark etmeksizin bir çok kişinin not alarak okuması gereken bir kitap. Yazarın eğitim sistemi ile ilgili yaptığı eleştiriler halen geçerliliğini korumakta. İrademizi terbiyelemek için de sistematik bir ilerleyiş söz konusu. Umarım herkes bu kitabı okuduktan sonra hayatını değiştirmek için adım atmaya başlayabilir.
Faşizmin insanlık tarihinde açtığı derin yaraları bu kez bir çocuğun gözünden izliyoruz bu kitapta. Başkahramanımız olan Bruno bütün bu yaşananlardan habersiz ve çoğu zaman anlamlandıramıyor bile. Tellerin arkasında yaşayan bir Yahudi bir çocukla dostlukları zamanla ilerliyor ve aslında bu çocukla konuşması yasak. Bruno ile Shmuel'in dostluklarına bakarken aslında çizgili pijamalar içinde olmanın veya siyah üniformalar içinde olmanın insan olmak bakımından hiçbir farkının olmadığını anlıyoruz. Yazarın olayları bir çocuğun gözünden aktarırken kullandığı üslubu çok başarılı buldum ve 9 yaşındaki Bruno'nun günlüğünü okuyor gibiydim. Kitabın sonunu okurken bütün benliğinizle acı çekiyorsunuz ve böyle bir şeyin bu çağda bir daha olmayacağını ümit ediyorsunuz.