Ulku

Ulku
22 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·208 syf.··
2020 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2020 13:25
Ne kadar tanıyoruz hayatımızdaki insanları? Ne kadar dürüstler bize karşı? Kendi hayat akışımız ve acılarımız ile boğuşurken onlar ne çevirmekteler arkamızdan? Ne kadar güvenebiliriz, emanet edebiliriz hayatımızı bu insanlara? İllüstrasyonunu oldukça beğendiğim bu kitabın yazarı hakkında hiçbir şey bilmiyordum kitabı satın aldığımda. Şans vermek istedim ve bir solukta okudum kitabi. Yazarın cümlelerindeki yalınlık, samimi tavır ve hikayenin kurgusu oldukça etkiledi beni. Yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
Gölgeler ÇekildiğindeCahide Birgül · Kafka Kitap Yayınları · 2019588 okunma
Reklam
-kimlik-
Puan vermedi·280 syf.··
2020 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2020 23:09
Siz kimsiniz? Ben kimim? Peki asıl benin yanında ben, sizin açınızdan kimim? Siz benim açımdan kimsiniz? Bu durumda benden 2 tane olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sizinle yapacağımız basit bir buluşmada 4 kişinin olacağını da söylemek mümkün. Aileme karşı evlat olan ben, işyerinde çalışma arkadaşlarım için ben, sokakta yürüyen ben, ben, ben, ben.... Birden fazla insan gözünde oluşan kimliğim haliyle birbirine benzemeyecektir, herkes benim için kendi imgelemini oluşturacaktır; çünkü kimse birbirinin aynısı değildir. Kendisinin aslında kendisi olmadığını keşfeden, kendini bulma çabasına giren bir adamın kimlik karmaşasını ve bunun kendisine yarattığı sorunları anlatan hüzünlü bir roman. Psikoloji severlerin okumasını tavsiye ederim.
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · Aylak Adam Yayınları · 20185,7bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2020 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2020 21:51
Veba kitabını, Covid-19 ile mücadele sürecinde okuyabildiğim için mutluyum. Aklımda olmayan bir kitaptı ve özellikle de bu süreçte okumak istedim. Hem veba hastalığının daha vahim oluşunu hem de kitapta anlatılan 20. yüzyıl ortası dönemin koşullarını (süreç yönetiminin iletişim, ulaşım, teknolojik altyapı yetersizliği nedeniyle oldukça zor oluşu) gözönünde bulundurduğumda, bugünüme ve geleceğe daha aydınlık bakmam gerektiğini öğretti kitap. Evet, biz de kitapta anlatılan insanlar gibi sevdiklerimizden uzağız; ancak telefonların, internetin varlığı haber alımımızı kolaylaştırıyor ve özlemimizi dindirmese de hafifletiyor. Ekonomik anlamda zorluklar yaşamaktayız, aynı kitaptaki insanlar gibi; ancak teknoloji ve bilimin geldiği aşama itibariyle alınabilecek önlemlerin farkındayız, tedaviye yakınız ve en kısa zamanda hayatlarımıza kaldığımız yerden devam edebileceğiz. İnsanlığın her döneminde zorluk vardı ve bu zorluklar yaşandı, bunlar kimi şekilde atlatıldı ve günümüze kadar ulaşıldı. Genetik kodlarımızda bunun işlenmemesinin mümkünatı yok, belki de bu yüzdendir kabullenişçi yapımız, her şeye kolayca alışmamız, uyum sağlamamız. Her felaket dönemi insanının hissettiğini hissediyoruz: umutsusuz, mutsuzuz, öfkeliyiz, korkuyoruz... Ama bu dönemler hep vardı ve devam ederek başka felaketleri beraberinde getirdi. Önemli olan bizden daha kötü durumları da yaşamış felaketzedeleri kabul edip bugünümüze şükretmek ve elbette ki yardımları olabildiğince tedbir alarak beklemek.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,5bin okunma
Puan vermedi·%58 (152/260 syf.)·
Gerek hikayeleri gerek olay örgüsü (çeviriden mi kaynaklandı, emin değilim) beni içine çekmedi. Kitabı yarım bıraktım. Kitabın kapak tasarımı ve tanıtım bülteni yazısı beklentimi çok yükseklere çıkardı belki de, bilemiyorum.
Lukundoo ve Başka KorkularEdward Lucas White · Dedalus Yayınları · 201930 okunma
"Sözün kısası, kadının ev için gördüğü işler ona bir özerklik kazan dırmaz; bu çalışma topluluğa doğrudan doğruya yararlı değildir. Geleceğe açılan kapısı yoktur, hiçbir şey üretmez. Ancak, üretim ve evler içinde kendilerini topluma doğru aşan varoluşlara kaldığı zaman bir anlam ve saygınlık kazanabilir: bir başka deyişle, bu çalışma kadın alıp bir üst aşamaya geçirecek yerde kocaya ve çocuklara bağlar; kadın, ancak onlarda doğrular kendini: onların yaşamındaki Özsel olmayan bir aracıdan başka bir şey değildir. Yasaların, görevleri ara sından "koşulsuz boyun eğmeyi" silmiş olması, durumunu değiştirmemiştir. Bu durumsa kocaların istencine değil, aile topluluğunun yapısına bağlıdır. Kadının herhangi bir şey yapması, dolayısıyla kendini yetkin bir kişi olarak kabul ettirmesine izin verilmez. Ne denli sayılırsa sayılsın, erkeğe bağlı, ikinci planda kalan, asalak bir varlıktır. En büyük talihsizliği, varoluşunun anlamının kendi elinde bulunmayışıdır. " Kitaptan bir pasaj ile yazıma başlamak istedim. Bu yazı, kitaba daha fazla devam etmek istemememi pekiştirdi. Evde kalan, çocuklarının gelişmesi için çok büyük fedakarlık veren annelerin, ev kadınlarının asalak kabul edilebileceğine kesinlikle katılmıyorum. Çocuklar; bir ülkenin, hadi daha geniş düşünelim, insanlığın gelişimi, ilerlemesinin çok değerli basamaklarıdır. Onların olabildiğince yetiştirilmesi, insanlık için büyük bir yatırımdır. Bu, asla hafife alınmaması gereken bir olgudur. Diğer taraftan, kitap içinde katıldığım çokça güzel ve önemli fikirler vardı; kadınların da erkekler kadar cinsel deneyimlerini başarılı geçirme haklarına sahip olmaları gerekliliği, cinsel yaşantının kişinin bireysel özgürlüğü içerisinde sayılarak sakız gibi ağızlarda dolandırılmaması, kadınların istedikleri gibi yaşama haklarının da olduğu
Kadın - İkinci Cins 2Simone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1993295 okunma
Reklam