♡ Rachael ツ

♡ Rachael ツ
@ulukepez34
~Küllü men aleyha fan~TÜRK~
Demek at bunun için geldi de kapısında durdu. Demek Tanrı böyle yazmış. Bu at, bu kız bana Tanrının, Ağrının arma­ğanıdır. Buna layık olmak gerek. Gülbahar bir Ağrı çiçeği gibi keskin kokulu, kütür kütür sağlıklı, baş döndürücüydü.
Sayfa 42 - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 34. baskı: İstanbul, Ocak 2014·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Yüzünde, en tatlı yeri olan gamzelerinde derin bir gülüş, bir mutluluk, bir kı­vanç donmuş kalmış, bir uzak kedere boğmuştu onun bütün bedenini.
Sayfa 37 - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 34. baskı: İstanbul, Ocak 2014·Kitabı okudu
Alıntı
Ahmedin sarışın, kıvır kıvır altın sarısı pırıltılı sakalı uzun­du, dalga dalgaydı. Kirpikleri, iri, duru mavi gözlerine bir ke­ derli özlemi katıyordu. Uzun boyluydu Ahmet. Saçları kıvır kı­vır alnına dökülüyordu. Uzun ince yüzü yaralı bir karacanm acılı yüzünü anımsatıyordu. Bütün insanların kederi, özlemi, tutkusu gelmiş de bu yüze birikmiş.
Sayfa 32 - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 34. baskı: İstanbul, Ocak 2014·Kitabı okudu
Alıntı
"Sofi, bu kimin türküsüdür?" diye sordu. Sofi: "Bu," dedi, "Ağrıdağının öfkesidir. Ağrı çok öfkelenmiş, sonra da atalar Ağrının bu öfkesine türkü yakmışlar.
Sayfa 27 - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 34. baskı: İstanbul, Ocak 2014·Kitabı okudu
Alıntı
"Valla balam, doğrudur," diyordu. "Atı üç kere ben kendi elimlen aşağılara götürdüm, yola bıraktım. At üçünde de geldi. Ahmedin kapısında durdu. Bu at Ahmede yadigardır. Hak onu Ahmede göndermiştir. Ahmet atı kimseye veremez. Verirse ol­maz. Bütün Ağrıdağı ölür, atı veremezler
Sayfa 27 - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 34. baskı: İstanbul, Ocak 2014·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam