Tolstoy anlam krizini anlamak
Puan vermedi·104 syf.··
2026 14. kitabı
Tolstoy ,itiraflarim kitabında "bir büyücü gelse ne istiyorsun dese cevap veremem "der .. çünkü sokratdan gorkiden şekspirden daha ünlü olunca ne olacağım ki, ne olur elime ne geçer diye sorar ..inancsizlik onu varoluşsal bir boşluğa itmistir. Sonlu olan biri sonsuz bir yaratıciya bulamayınca anlam krizi yaşar ..ama Sonlu:sonsuz olunca o zaman hayatı anlamlasir ve yaraticiyla uzlaşarak bir hayat sürer ..Ve ölünce end olmayacağını inanırsa hayat motivasyonu artar ve İntiharı aklından geçirmez ve hayata sıkkı iplerle tutunur ..Tolstoy, sık sık şu pasajı dile getirir "cahil ve bilgisiz insanları çok kıskandığım olmuştur "Çünkü Bilgelik kişiyi acıya itmistir şayet bilgeliği ulvi bir yaraticiğa hizmet etmiyorsa ..Tolstoy da inanmak istemiştir ama içindeki sorulara kilise cevap verememiştir .. 80 yaşlarında evde bi sabah ansızın kaçıp bir tren garında düşüp yaralanır ünlü yazarı biri evine alır vee Tolstoy eve gelen karısını istemez 10 gün sonra ise yarasından ölür ..
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 193. kitabı
Eğer kendinizi evrenin merkezinde, özgür iradesiyle her şeyi kontrol eden "asil" bir varlık olarak görüyorsanız, bu kitabı okuduktan sonra bu düşüncenizi çöpe atmaya hazır olun. Mark Twain, bu eserde bir Yaşlı Adam ve Genç Adam arasındaki diyalog üzerinden insanoğlunun tüm o "ulvi" duygularının fedakârlık, kahramanlık, vicdan aslında nasıl da bencilce kodlanmış birer mekanizma olduğunu yüzümüze vuruyor.
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202319bin okunma
Reklam
10/10
·176 syf.··
2026 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:12
Bu kitap beni resmen ikiye böldü, bir yandan büyüledi bir yandan kafamı allak bullak etti, ama yazmadan duramadım. (İncelemem ucundan azıcık spoiler içeriyor, uyarıyorum…) Şunu en baştan söyleyeyim, Vişnenin Cinsiyeti tarif etmesi zor kitaplardan. Ne tam roman, ne masal kitabı, ne de oturup akıcı akıcı okuduğun klasik bir "şey". 17. yüzyıl Londra'sında geçiyor sözde -iç savaş, kralın idamı, veba- ama Winterson bu tarihsel taslağı masal, fantezi ve felsefeyle öyle bir örtüyor ki kitap hiçbir zaman gerçekten 17. yüzyıla "ait" olmuyor. Daha çok zamanın, bedenin ve kimliğin sınırlarında gezen bir hayal gücü güzellemesi çıktı önüme. Kitapta iki ses var, Winterson bunları bilerek birbirinin tam zıttı gibi kurmuş ve sonra o zıtlığı usulca bulandırmış. Köpekli Kadın... işte bu karakter beni fena yaptı. Devasa, çirkin, şiddet dolu, toplumun kıyısına itilmiş bir "canavar". Bir fili sektirebilecek ağırlıkta, dişlerini söktüğü adamları çuvala dolduran, sevgiyi bilen ama nasıl ifade edeceğini bilemeyen bir kadın. Ama dikkat etmemiz gereken şey bence şu, Winterson onu canavar yapıp bir kenara atmıyor, tam tersine onun sesi kitabın en komik, en sahici, en sarsıcı sesi. Bedeni "kadın nasıl olmalı" beklentilerine o kadar uymuyor ki, kadınlığın aslında doğal bir şey değil, dayatılan bir ölçü olduğunu resmen bedeniyle ispatlıyor. Onun grotesk bedeni başlı başına bir başkaldırı bence. Bir de Jordan var, bulup evlat edindiği çocuk. Hayalperest, ufka ve "bulunmayan" şeylere aşık biri. Gerçek yolculuklar da yapıyor ama asıl yolculukları içsel ve hayali. Ve burada Winterson'ın asıl numarası şu: dev bir kadın ve kırılgan, romantik bir erkek. Cinsiyet rollerini öyle bir tersine çeviriyor ki… Başlığın sırrını çözdüğüm an ise kitap bende bambaşka bir yere oturdu. En çok atlanan ama bence en
Vişnenin CinsiyetiJeanette Winterson · Kafka Kitap Yayınları · 20232,198 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 30. kitabı
Dervişin Teselli Koleksiyonu ile yazarlık yoluna baslayan Mecit Ömür Öztürk son kitabı Duayı Yeniden Keşfetmek. Duayla okuyorum. . Güçsüzlük ve noksanlıkların farkında olan biri, sözlü ve fiili dualara yönelir. Aczini idrak ederek Allah'tan Her konuda yardım diler ve böylece sonsuz kudretten istifade yoluna girmiş olur. sayfa 11 . On altı demesini kitaplastıran yazarımız Dua ile başlayan bölümlerde yüzlerce kaynaktan notlar ile bizim fıtratımızı düzenliyor. İbadetimizi gözlemliyor. Öğretmen olarak bize yol gösteriyor. . Her dilediğimizi işiten bir kudret var, onun her şeye gücü yeter, her derdin dermanı da ondandır. Dertlilerin derdini dinleyen, muhtaçların duasını işiten ulvi ve şefkatli bir zatın varlığı duanın ortaya çıkardığı bilgilerdendir. sayfa 29 . Hayykitap tan çıkan kitabımız aynı zamanda Dervişin Teselli Koleksiyonu 5 Gerçekleşen Duaların Ortak Sırları olarak ta alt yazısı var baslikta. . İnsanın Allah'a olan büyük güveni onu doğadan alıkoymamalıdır. Çünkü dua yalnızca bir güç alma ve problem çözme meselesi değil, aynı zamanda Allah ile bir münasebet kurarak ruhi ihtiyaçları giderme etkinliğidir. En faydalı psikolojik ilaçtır. sayfa 64 . Cengiz Aytamov'dan Kemal Sayar'a Ahmet Hamdi Tanpinar'dan Ali Ural'a onlarca yazar ve düşünürüm notlarınıda kitapta buluyoruz. . Kahvekokulukitaplar1 ile beraber okuduk Teşekkürlerimizle
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202696 okunma
10/10
·283 syf.··
2026 21. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:27
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in "Dil ve Edebiyat" adlı eseri, benim için sadece bir fikir adamının teorik yazılarından ibaret değil; kelimelerin bir milletin ruhunu nasıl inşa ettiğini ya da nasıl yıkabileceğini gösteren muazzam bir manifesto. Kitabı her okuduğumda, Üstad’ın o ödün vermeyen, keskin ve tavizsiz üslubuyla bir kez daha sarsılıyorum. ​Bana göre bu eserin en çarpıcı yönlerini ve bendeki karşılığını birkaç temel başlıkta özetlemem gerekirse: ​1. "Dil" Kavramına Yaklaşımı: Bir Kimlik Meselesi ​Necip Fazıl, dili sadece bir iletişim aracı olarak görmüyor; onu bir milletin "namusu", hafızası ve varoluş kalesi olarak konumlandırıyor. Kitapta, cumhuriyet sonrasındaki radikal dil tasfiyelerine, uydurmacılığa ve lisanın ruhsuzlaştırılmasına karşı açtığı savaşın izlerini görüyorsunuz. Üstad'a göre dili kurutmak, o dilin taşıdığı bin yıllık medeniyet tasavvurunu ve İslamî ruhu yok etmektir. Bu bakış açısı, bugün kullandığımız kelimelere çok daha seçici ve hürmetkâr yaklaşmamı sağladı. ​2. "Edebiyat" ve Sanatın Ulvi Gayesi ​Kitap boyunca Üstad, "Sanat sanat içindir" veya "Sanat toplum içindir" gibi sığ kalıpları yıkarak kendi mutlak ölçüsünü koyuyor: "Sanat, Allah'ı arama sanatıdır." Edebiyatı gelgeç bir heves veya entelektüel bir oyun olarak görenlere şiddetle karşı çıkıyor. Onun gözünde edebiyatçı, cemiyetin sancısını ruhunda duyan ve fildişi kulesinden inip aksiyon alan bir "kılavuz" olmalıdır. Yazarken ya da okurken, sanatta bir "gaye" arama bilincini bana en net aşılayan metinlerden biri bu oldu. ​3. Kelimelerin Hassasiyeti ve "Kuyumcu" Titizliği ​Üstad’ın nesirdeki dehası bu kitapta zirve yapıyor. Kendisi dili bir heykeltıraş gibi yontuyor, kelimeleri bir kuyumcu titizliğiyle seçiyor. "Dil ve Edebiyat"ı okurken Türkçenin ne kadar asil, derin ve esnek bir enstrüman
1000Kitap
Dil ve EdebiyatNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 201668 okunma
Batılı Kavramların Gölgesinde İrade Terbiyesi
Puan vermedi·384 syf.··
2026 3. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:03
Kitapta modern hayatın getirdiği tembellik, odaklanma sorunları ve sosyal medyanın duygusal savrulmalarına karşı alınabilecek faydalı pratik bilgiler, uygulanabilir metodik tavsiyeler mevcut. Ancak kitabın asıl trajedisi, satır aralarına gizlenmiş (ve bazen açıkça itiraf edilmiş) o sığ batı hayranlığıdır. Yazara göre sanki insan iradesinin şifresini sadece Batı dünyası çözebilmiştir. Bu kitabın en büyük vizyonsuzluğu; Batı'yı yüceltirken, insan ruhunun röntgenini asırlar önce çekmiş olan kendi medeniyet havzamıza karşı adeta büyük bir cehalet ve habersizlik içinde davranmasıdır. Montaigne'den, Payot'dan çok daha önce İmam Gazâlî’nin Mîzânü'l-Amel ve İhyâ eserlerinde kaleme aldığı "Kalbin Tasfiyesi ve İrade" felsefesinden, Kınalızâde Ali Efendi’nin Ahlâk-ı Alâî' sindeki o muazzam şahsiyet terbiyesinden, İbn Hazm’ın ruhsal tahlillerinden bu kitapta tek bir nefes bile yoktur. Bizim medeniyetimiz iradeyi "nefsi kurban ederek hakiki hürriyete, Kevser nehrine ulaşmak" gibi ulvi bir menzile bağlarken; yazarın bunu tamamen seküler, kapitalist dünyanın "başarı ve verimlilik" çarklarına hizmet eden sığ bir mekanizmaya indirgemesi tam bir entelektüel fiyaskodur. Ethem Bakar’ın bu eseri, maalesef kendi kütüphanesinin anahtarını başkalarına kaptırmış bir aklın ürünüdür. İçerisindeki pratik faydaları ayıklayıp almak mümkündür fakat kitabın bütününe sinen o 'bizde yok, onlarda var' kompleksi, bu toprakların gençliğine şahsiyet değil, ancak zihinsel bir esaret aşılar. Kendi evindeki berrak pınarları görmezden gelip Batı’nın sığ nehirlerinden su dilenmek, bu medeniyetin evlatlarına yakışmaz. İradeyi terbiye etmek isteyen gençlik; yönünü Paris’in veya modern kişisel gelişim çılgınlığının sahte parıltılarına değil, kendi ruh köklerine, o seccadenin vakârına ve doğunun o sarsılmaz
İrade TerbiyesiEthem Bakar · Ketebe Yayınevi · 20231,245 okunma
Reklam
Reklam