Sevgili kızım,
Bu yazıyı sana bütün bitmişliğim, yığılmalarım, tereddütlerim, hatalarım yaşında yazıyorum. Bir ekim ayıydı. Annenin en sevdiği aylardan birisi. Hayatımdaki köklü değişimler hep o aya denk geliyor; istesem de istemesem de bazı şeylere o ayda veda ediyorum. Arasam da aramasam da bazı şeyleri o ayda buluyorum.
Sevgili kızım, henüz tek ve tökezleyen adımlarla hayatıma devam ediyorum. Hayatıma onlarca insan girip onlarcası çıktı. Sendelemelerimin ardı arkası gelmedi. Düşüşlerimden bazen kalktım, bazense düşmenin keyfini çıkardım.
Sevgili kızım; düş, güven, yanıl, kalk, soluklan, bir daha düş. Bir daha güven. En güvendiğin yerden bir kere daha yanıl, kanasın dizlerin. Dizlerine yara bandını uzatıyor Allah. Yeter ki düşüp yığılanlardan, yığılı kalıp dünyaya küsenlerden olma...
İnce düşün, incin, ağla...
Hayatına çok insan, gönlüne bir elin parmağını geçmeyecek kadarını al.
Evine gönlündeki sayı kadar bardak, demliğini yüreğin kadar büyük al.