seldasemra ARAS

seldasemra ARAS
@umay
Osmanlı sultanlarının 1774 öncesinde halife sıfatını hiç de fazla kullanmamış olmalarına karşılık, kayıplar arttıkça ve Avrupa'dan İslam geleneğine uymayan yöntem ve kurumlar alındıkça, toplumun tabanından kopmamak için(II.Mahmut'dan itibaren)yoğun bir İslamcı ve halifeci propagandaya başvurulduğu görülmektedir. Ancak bunun son derece pasif, sadece savunmaya yönelik, hele tüm İslamları bir araya toplamak gibi eylemci bir yanları olmadığı açıktır. Gâvurlukla suçlanan padişahların kendilerini savunmak isteklerinden başka bir amacı yoktu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yeni Osmanlıların başlattığı dinamik gazetecilik 3-4 yıl içinde kamuoyuna büyük bir heyecan kazandırdığı gibi, Babıali'de de konuya değişik yaklaşma gereksinimini yaratmıştı. Dokunulmazlığa sahip olduğu için her eleştiriyi yapabilen Fransızca, milliyetçilik temalarını serbestçe işleyen azınlık basına ek olarak,ayırıcı olmamaları gerektiğinden en çok kontrolde tutulan Türkçe gazetelerin böyle bir dinamizm getirmesi Osmanlı toplumunu ciddi şekilde silkelemeğe başlamıştı.
III.Selim'den beri Osmanlı sultan ve şehzadelerinde kaybolmuş olan bestecilik, hattatlık, şairlik gibi özel yaşam zevklerinin Abdülhamit'le birlikte yeniden canlandığını görüyoruz. Harem zevklerini ön plana çıkaran babası ve amcasından bu farklı davranışı, hanedan içinde Batı türü"hobby"lerin başlamasına yol açmıştır. Nitekim onu örneği daha sonra ressam halife bile yetiştirecektir: Abdulmecit Efendi. Unutmamak gerek ki 1868 doğumlu olan Abdulmecit ressamlık yeteneklerini tamamen Abdülhamit döneminde geliştirmiş ve hiçbir engellemeyle karşılaşmamıştır.
Abdülhamit gezi sonucunda( III.Napalyon Uluslararası Paris Sergisi'ne Aziz dönemi davet edilir. Aziz beraberinde Ali ve Fuat paşalardan başka şehzadeler Yusuf İzzettin, Murat ve Abdülhamit vardı.) Fransa'yı bir eğlence ve debdebe, İngiltere'yi servet, ziraat ve sanayi ülkesi olarak beğenmiş, Almanya'nın yönetimi, askeri ve disiplini hoşuna gitmişti. Bu yüzden saltanatında Osmanlı ordusunun eğitimini Alman subaylarına teslim etmiştir.
1860-1875 yılları İstanbul'da İngilizlerin Fransızların, Rusların gayet etken haber toplama ve yayma örgütleri vardı. İstedikleri söylentiyi Pera kahvelerinden Galata gazetelerinin sütunlarına ve oradan Avrupa'ya ulaştırabilir ve istedikleri havayı yaratabilirlerdi. Böylece karşı taraf(Babıali) kamuoyunu da etkilemeyi kolaylıkla başarabiliyorlardı.