Aslında bakarsanız benim durumum; dalgalarda sürüklenen bir kayığın içindeki insanın durumuna benziyordu. Burada önemli olan şey, bu durumdaki bir insanın, "Dümeni nereye kurmalı?" sorusuna yanıt bulmadan "Nasıl olsa kayık bizi bir yerlere götürüyor ya, ötesinin ne önemi var." anlayışına sahip olanlarla aynı düşünceye sahip olmasıydı.
... iyiyi ararken, henüz coşkulu delikanlılık dönemlerimdeydim. İhtiraslar içinde ve yalnızdım. Hem de yapayalnız! Özlemini çokça duyduğum, ahlaki yönden iyi olma arzumu dile getirmeye çalıştığımda, alaycı
küçümsemelerle karşılaşıyor, kendimi olumsuz tutkulara bıraktıkça alkışlanıyor, onaylanıyordum. Aslında hırs, riya, şehvet, kibir, hiddet, öç alma ve iktidar olma isteği toplum tarafından değerli şeyler olarak alkışlanıyordu.