Ümit Akçalı

Ümit Akçalı
@umitakcali
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği
İstanbul
Siverek, 1999
48 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Gece yalnız kaldığı vakit zihninde yalnız iki şey yaşıyordu: Eseri ile Lamia. Bu iki emel hedefi, bir çift ikiz kız kardeş gibi hatırasında öpüşüyordu.
Sayfa 139
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aman yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?
Sayfa 137
Ona tekrar tesadüf etse ne yapacak? Hiç! Zaten bir şey yapmak mümkün müydü? Zihninde saflığın bütün saygıdeğerliğinin temiz bir örneği şeklinde duran Lamia'ya karşı küçük bir tutkunluk kelimesini bile affedilemeyecek bir günah olarak kabul ederdi. Bu sessiz aşkta, yalnız bakışların o delicesine sevgi öpücüğünde bir şiir yüceliği vardı ki fazla küçük bir harf onun ruhunu incitebilirdi. İstediği şey yalnız bir tesadüf etmek, bir dakika daha o siyah gözlerin tesiri altında titreyip kalmaktan ibaretti. Varlığının ta derinliklerinde ruhunu keşfedip de onu kopararak kahreden bir pençe içinde sıkan, ezeni, öldüren, fakat hoş bir azap içinde öldüren o siyah gözlerin karşısında bir dakika daha bulunmak, ona, "Evet, biraz daha sık, biraz daha öldür, oh! Mest oluyorum, öldükçe hayat buluyorum!" demek isterdi.
Sayfa 134
Ahmet Cemil'in hülya hayatında başlıca ümitlerinden biri bir matbaa sahibi olmak değil miydi? O halde işte o ümidin bir gerçekleşmesinin başlangıcı gibi başlayan şu olaya karşı bir gönül rahatlığı duymak lazım gelirken niçin zıt bir etki duyuyor? Kalbinde gizlli fakat net bir his matbaada şu değişikliğin -ümidin gerçekleşmesi değil- bir bitişi olduğunu söylüyordu.
Sayfa 132
Sabiha Hanım'a çocuklar gibi daima anne derdi, valide hitabında bir sahtelik, bir resmilik hissederdi.
Sayfa 110