Hiç anlamadığı bir şekilde işten çıkarılan bir Bankacı, yıllardır görmediği arkadaşı Hamdi’ye rastlar. Hamdi ona yeni bir iş bulur ve memurluk hayatına başlar. Oda arkadaşı Raif Bey onun epey dikkatini çekmiştir. Raif Bey Almancayı çok iyi bilen, çeviriler yapan, çok çalışkan, sakin ve sessiz biridir. Çok iyi lisan bilmesine rağmen çevresi ona “dil bilmiyor” der. Tüm bu denilenlere kulak tıkayan bu adamın sanki hiçbir şey umurunda değildir. Memur oda arkadaşını yakından tanımak ister çünkü onu çok merak etmiştir. Zamanla yakınlaşsa da istediği derecede bir yakınlık olmamıştır, bunun nedeni Raif Bey’in ördüğü duvarlardır. Yine de güzel bir arkadaşlık kurmuşlardır. Ancak bir gün Raif Bey yataklara düşmüştür. Raif Bey memurdan iş yerindeki eşyalarını getirmesini rica eder. Memur, Raif Bey ile çalıştıkları odaya girer ve aldığı anahtar ile çekmeceyi açar. Eşyaları arasında siyah bir defter gözüne çarpar, o an memurun içinde garip bir his doğmuştur. Raif Bey’in yakmasını istediği bu siyah defteri okumaya başlar. Okuduğu şey bir kitap değil, Raif Bey’in kendini teslim ettiği, tüm çıplaklığıyla yaşadıklarını ortaya döktüğü, geçmişte yaşadığı şeyleri aktardığı, insanlara olan hislerini döktüğü bir araçtır.
Kitap siyah defterin bulunmasıyla asıl heyecanı başlatır. Raif Bey’in kim olduğu, neler yaşadığı okuyucu tarafından da meraklandırılır. Bu kitapta Raif Bey’in âşık olduğu kadın Kürk Mantolu Madonna’mızı tanıyacağız. Raif Bey 10 yıl önce Berlin’de Maria Puder adındaki bu kadınla son derece heyecanlı bir ilişki yaşamıştır. Kürk Mantolu Madonna kimseyi sevemeyen, kimseyi kendine yakın bulamayan erkeklere karşı bazı sivri düşünceleri olan bir kadındır. Raif Bey onu ilk resim sergisinde portresiyle tanımıştır. Raif Bey o gün ona tutulmuş her gün sergilere gitmiştir. Günlerden bir