"Gerçekten de kader beni itiyor gibiydi. Bu kez de mahsus olmuş gibi, aslında kumarda sık sık rastlanan bir şey gelmişti başıma. Talih bazen, mesela kırmızıya bağlanır ve on, hatta beş tur boyunca üst üste gelir kırmızı. Önceki gün kırmızının bir hafta önce üst üste yirmi ikiz kez geldiğini duymuştum; hiç kimse rulette böyle bir şeye rastlamadığından hayretle bundan bahsediliyordu. Elbette herkes onuncu kez üst üste gelmişken kırmızıyı bırakır, para koymaya cesaret edemez. Ama tecrübeli kumarbazların hiçbiri kırmızının karşıtı siyaha oynamaz o zamanda. Tecrübeli bir kumarbaz "kısmetin kaprisi"nin anlamını bilir. Mesela kırmızı on, altı kere geldikten sonra on yedinci oyunda mutlaka siyah gelecekmiş gibi görünür insana. İşte acemilerin hepsi buna saldırır, bahislerini iki üç katına çıkarır ve muazzam paralar kaybederler."
"Bir Fransız nadiren doğal olarak nazik davranır; onun nezaketi genellikle hesaplıdır ve bir hile içindir. Mesela romantik, özgün, gösterişli görünme ihtiyacı duyarsa, kendisini hemen en basmakalıp, en bayağı fikirlerle ifade etmeye başlar. Bir Fransız doğal hâliyle en kaba, en bayağı, en önemsiz özellikler yığınıdır, yani dünyanın en sıkıcı yaratığıdır. Sadece acemiler, özellikle de Rus kadınları Fransızların büyüsüne kapılabilir. Makul her insan bu hesaplanmış bayat salon nezaketinin, serbestliğin ve neşenin katlanılmazlığını hemen fark eder."
"Zevk her zaman yararlıdır; vahşi, sınırsız bir hâkimiyet duygusunda da -bir sinek üzerinde olsa bile- kendine has bir zevk vardır. İnsan yaradılıştan zorbadır ve acı çektirmeyi sever. Sizse buna bayılıyorsunuz."
"-Kölelik teorime katlanamıyorsunuz, ama kölelik edeyim istiyorsunuz: " Düşünme, cevap ver!" Öyle olsun bakalım. Neden paraya ihtiyacım olduğunu mu soruyorsunuz? Ne demek neden? Para her şeydir!"