Ummadan dünya

Geçici beden imajı
Bir beslenme düzeninde, neyi ne kadar yediğimden çok, bu düzeni hangi amaçla sürdürdüğüm, belirleyici olabilir. Bu düzen; geçici isteklere, geçici insanlara ya da geçici bir beden imajına mı hizmet ediyor? Yoksa bedeni bir amaçtan çok, daha kalıcı hedeflere eşlik eden bir araç olarak mı ele alıyorum? Amaç kalıcı olduğunda, beslenme düzeni de çoğu zaman zorlayıcı olmaktan çıkıp kendiliğinden sürdürülebilir hale geliyor.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yapılmamalı diye değil
Bağımlılık yapıcı herhangi bir durumdan kurallar, yasaklar, beğenilme ve takdir edilme arzusu ya da günah–sevap kavramlarıyla “yapılmamalı” diye değil; kendiliğinden bir iradeyle uzak durabilmem amaçlarıma hizmet etmesi ve verdiği doyum sayesinde gönüllü olarak sürdürülebilirdir. Bu, yüzeysel bir haz değil; yüksek bir doyumdur. Bu iradeyi de kendi isteğimizle, amaçlarımız ve değerlerimiz ile durmaya ve düşünmeye vakit ayırarak sürdürmek mümkün, kolay ve hemen olmasa da.
Özgürlük
Haz veren ama amaçlarıma ve değerlerime hizmet etmeyen eylemlerden kısıtlandığımı düşünerek değil; bilincimden doğan, kendiliğinden bir iradeyle uzak durabildiğimde, o eylemin vereceği hazdan çok daha yüksek bir tatmin duyarım ve gerçekten özgür hissederim.
Maskelerimiz
İyi - kötü etiketlerimizi bazen kendi davranışlarımıza ve özelliklerimize, bazen de en yakınlarımıza yapıştırabiliyoruz. Bu etiketler; kendimizde suçluluk ya da kibir, yakınlarımızda ise suçlama ya da hayranlık olarak hayat buluyor. Peki bu durum ilişkilerimizi nasıl etkiliyor? Kendimizi bir anda fark etmeden “bir suçluyu bulma oyununda” bulabiliyoruz. Bu oyunda yenilmemek adına; “hatasız, güçlü ve kendinden emin” ya da “hatasız, masum ve alttan alan” maskelerimizi takıyoruz. Sonucunda ise; ilişkilerimizi sürdürme çabasıyla, olduğumuz gibi olamadığımız, en doğal insanlık hâllerimizi bile saklayan roller doğuyor. Ne yapabiliriz? Belki de hepimizin yapacağı tek ve en kalıcı şey; olanları olduğu gibi görebildiğimiz bir bilinç seviyesine doğru, hayat boyu sürecek bir düşünme ve olma deneyimine devam etmek, sevgi ile.
Kendi yolumuz
Bazen hayat, yolunda gitmiyormuş gibi görünür. Ne yapacağımızı düşünerek vaktimizi harcarız, yoruluruz. Sakince baktığımızda ise, “yolunda gitmiyor” dediğimiz şeylerin bizi nereye taşıdığını fark etmek mümkündür. “Olanlar” bizi kendiliğinden ilerleyeceğimiz yola, kendi yolumuza taşır. Sadece bakış açımızı genişletmek, olanın nasıl lehimize işlediğini görmeye çalışmak,başlangıçta yeterli olabilir. Burada tabii, “Yol pek de iyi gözükmüyor, lehime işleyen hiçbir durum yok.” gibi düşünceler geliyor. Bu noktada “olan her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu ve bizim iyiliğimize hizmet ettiğini ” her daim akılda tutmak yardımcı olabilir.