Emre bıkkın bir tavırla nefesini bırakıp,
"Ömer üzerime gelme abi bugün," dedikten sonra arkasıni dönüp hızlı adımlarla emniyete yürüdü. Ömer tuhaf bakışlarla izledi Emre'yi ve sonra peşine takıldı.
"Tamam pamuk prenses, söylemen yeter."
Onu hiçbir şey için zorlamayacaktı. En başından beri yaptığı da buydu. Bir çiçeği zorla açamayacağının bilincindeydi. Çiçek su istemiyorsa, toprak suyu kusar da çiçegi yine susuz bırakırdı. Çiçek güneşi sevmiyorsa, güneş çiçeği kurutup yakardı. Çiçek açmayı istemiyorsa, ona uzanan elde bırakırdı yapraklarını.
Acı buradaydı; korku, hüzün, gözyaşı, hıçkırıklar... hepsi buradaydı. Fakat artık bende buradaydım. Içim kavrulsa, gözyaşlari kirpiklerime yer edinse, bedenim hıçkırıklarla sarsılsa, soluğum boğazimda dev bir yumru oluştursa da ben buradaydım artık; kendi bedenimde, kendi ruhumda...