ümran saliç

Gayatri Spivak’ın “Batılı entellektüeli, Batı Emperyalizminden bağımsız görmek bir aldanmadır” sözünün çerçevesinde değerlendirdiğim Nietzsche’nin Soykütük Teorisi, İnsan Sonrası dönemin fikri temelini teşkil ediyor.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Bu üretilmiş “kültür ürünleri” insanlığın yüz karasıdır... 63” İnsanın ilerlemesi ve yeryüzüne hâkim olmasını sağlayan bencilliği, aç gözlülüğü, hırsı, tamahkârlığı, tecavüzkâr oluşu, sınır tanımaz hadsizliği, zalimliği, ahlaksızlığıdır. Modern keşiflerin ve büyük sanayileri kuran sermayenin temeli 3. Dünya ülkelerinden yapılan korsanlık, sömürü, hırsızlık, gasp, talan ve yağma ile biriken servetlerdir. Bunlar Tanrı’nın öğütlerini dinleyerek yapılamazdı. Batı Tanrı’ya karşı sorumluluklarını reddederek 200 yıldır dünyanın efendisi oldu. Ancak bu efendilik uzun süre bu haliyle gidemez. Çünkü Tanrı’yı reddetmek Batılı insanı amaç boşluğuna düşürdü. Bu nihilizmdi. “Yaşamın anlamsız” olduğu düşünülen ilk Nihilizm döneminin ardından, “karşıdakinin yaşamasının anlamsızlığının” düşünüleceği Nihilizmin yıkıcı 2.dönemi gelecek. Bu dönem, korkunç bir boğuşma ile neticelenecek. (Nietzsche’ciler bu dönemin II. Dünya Savaşı’nda gerçekleştiğini düşünüyor.) Bu aşamadan sonra, Batı’nın hala dünyanın patronu olmaya devam edebilmesi için Tanrı’yı ve O’na karşı sorumluluklarını reddetmesi yetmez: Bundan sonra Tanrı’dan geriye kalan hayaletin/hortlağın (yani Ahlakın-AHÇ) da yok edilmesi gerekir. Vurulması gereken hedef, Ahlaktır.
İsmet Özel’den bir alıntı yapmak istiyorum: “Türk, konfor ve rahatının bozulmaması karşılığında her şeyini feda etmeye ikna edildi.” Ne yazık ki, bu sözün sadece Türk toplumu için değil, Modernleşme tuzağına çekilmiş tüm topluluklar için doğru olduğunu düşünüyorum.

ümran saliç

, 2025 okuma hedefini güncelledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
33/53 kitap - %62 tamamlandı
33 kitap okudu
53 kitap
7,3bin sayfa
0 inceleme
67 alıntı
Müslüman coğrafyasının acziyeti, gençlerin umutlarını birer birer tüketti. Tembellik, en büyük düşmanımız haline geldi. Çalışmamız gerekirken beklemeyi seçtik, üretmek yerine sustuk. Düşen her bombanın yankısında, bizim sessizliğimiz duyuldu. Bu sessizlik, mazlumların çığlıklarına karıştı ve biz, herkesin konuştuğu bir dünyada kayıtsızlığımızla kendi içimize kapanmış bir neslin habercisi olduk. Gençlerin inandığı değerler ise birer birer yok oldu. Bir zamanlar adaletin, birlikteliğin ve fedakârlığın temsilcisi olarak gördüğümüz idealler; çıkarların, korkaklığın ve sessizliğin gölgesinde eriyip gitti. Adaleti savunacağına inandığımız liderler sustu, mazlumlara umut olacak dediğimiz toplumlar yüz çevirdi. Bu kaybolan değerlerin ağırlığı, gençlerin omuzlarında taşınamayacak bir yük haline geldi. Güven duyduğumuz o yüce kavramlar, artık sadece hayal kırıklıklarını hatırlatıyor. Ama her şeye rağmen bir umut, bir kıpırtı var içimizde. Gençlik, yeniden inançla dolmayı bekliyor. Bu enkazın altından çıkaracağımız tek şey, inandığımız değerleri yeniden diriltmek olmalı. Çünkü ancak o zaman, sustuğumuz yerden konuşmaya başlayabiliriz. Ümran SALİÇ
İnsan