ümran saliç

ümran saliç
@umranslc
"Nefs-i emmâre" Yusuf Suresinde geçen "çünkü nefis, daima kötülüğü emreder." ayetindeki "kötülüğü emretmek" ifadesinin karşılığıdır. Süfilere göre ruh ve kalp insanın iyi yönünü temsil edip ilhamını Allah'tan alırken, nefis kötü yönünü temsil edip ilhamını şeytandan alır. Bundan dolayı insanın melek ve hayvan arasında bir mevkide bulunduğu kabul edilir. Hayvan derken ilmi geleneğimizde insan, "hayvan-ı natık" olarak tarif edilir. Yani "düşünen canlı". Bu sebeple insan, ancak düşünerek aldığı kararlar doğrultusunda hareket ettiğinde insan tabiatına uygun davranmış olur. Eğer yalnızca içgüdü ve arzularının güdümünde yaşıyorsa, "natık” sıfatı düşer ve kendisini hayvan mertebesine indirgemiş olur. İşte sûfiler, benlik ülkesinde saltanat iddia eden nefsi, ruh ve kalp ile olan bu iktidar mücadelesinde yenik düşürmek ve hayvani yönünü zayıflatmak için nefis terbiyesini düstur edinmişlerdir. İnsanların hayvanlaştırılıp, hayvanların insanlaştırılmaya; insanların robotlaştırılıp robotların insanlaştırılmaya çalışıldığı modern dünyada, insanı yeniden insan kılabilmek duasıyla... Ve minallahit-tevfik.
Reklam
Başımızdaki musibete benlik penceresinden baktığımızda onun adı gam, tasa ve kederdir. Ancak bir başka insanın gözünden kendi musibetimize baktığımızda onun adı nasihat ve ibrettir. Melekler gözüyle baktığımızda yaşadıklarımız bir zikir, Rabbimiz açısından düşündüğümüzdeyse bu ancak bir tecellidir. Merkezden uzaklaşıldıkça başımıza gelenler bir felaket olmaktan çıkıp, bir hizmet ve bir ödül olmaya doğru yol almaktadır.
Kur'an hem insanların sınır tanımayan adanmışlığına hem de fanatik nefretlerine muhatap olmuştur. Görünüşe göre muhatap olmadığı tek muamele kayıtsızlıktır.
Kendi acziyetimizle onları kötü yola sevk ettik; onların içlerindeki maceraperestlere ve megalomanlara şans verdik ve sadece küçük ve büyük İsrail değil, İslam dünyasının çok daha büyük bir kısmında hakimi-yet gibi her türlü düşüncenin kafalarında toplanmasına mü-saade ettik. Bizler kuzu olduğumuz için onlar kurda dönüştü. Bu nedenle hem kendimiz hem onlar hem de dünyanın bu kısmında barış için güçlü olmalıyız. Fakat şunu vurgulayalım: Güçlü olmalıyız; fakat Kudüs yarın sadece Müslümanların olsun diye değil tekrar herkese açık hâle gelsin ve insanlığın üç büyük nehrinin aktığı berrak bir kaynak olarak kalsın diye.
Muhatabınıza bizlerin de kadının İslami aile ve toplumdaki şeklinden, durumundan ve yerinden memnun olmadığımızı; fakat bunun sebebinin, bunların Avrupai olmamalarından değil yeterince İslami olmamalarından kaynaklandığını söyleyin.
Reklam