Diyelim ki
biz öldük, siz kaldınız.
Diyelim ki kurudu ormanlar,
nehirler, yuvalarında kuşlar.
Diyelim ki
ateş olup küller üfürdünüz memlekete.
Baktınız,
kalmamış yakacak tek bir ağaç,
sönmeyen ocak, akacak tek damla gözyaşı.
Sonra?
Geçip ortasına ölümün
düğün mü kuracaksınız?
Diyelim ki kurdunuz,
külden ağaçlar, uçmayan kuşlar,
ağıtlar, bu ziftli yaslar sarmışken toprağı
mutlu mu olacaksınız?
Bize nasip bunca kalp ağrısından
size tatlı huzurlar kalır mı dersiniz?
Yazık!
Davaya ibadet diye diye
toprağına ihanet edensiniz.
Lakin unutmaz toprak, göreceksiniz.
Yakan, yıkan, bozan,
ölüm saçan ellerinizden ayırmayın gözünüzü.
Onlar boğacak sizi.
Yavaş ve acı içinde kesilecek nefesiniz,
henüz gelmeden eceliniz.
"Ne çok şey yaşamışız…
Ne çok gelmişler üstümüze…
Fakat her zaman saldırı varsa direniş var!
Karanlık varsa aydınlık da var!
Bir Abdi Ağa varsa milyonlarca İnce Memed var!
Halk var!"
youtube.com/watch?v=XLIFe2b...
"Eğer bir Abdi Ağa'ya daha rastlarsan, onu da öldürmezsen gene iki elim yakanda olsun. Yüz tane Abdi Ağa görürsen, yüzünü de öldür."
Memed gülerek:
"Söz," dedi. "Yüz tane bulursam yüzünü de.."