Sevmek, insanoğlunu sevmek istiyorum. Ama engel oluyorlar, vermiyorlar bana! Verin, bana bir insan verin de seveyim onu... Nerede o insan? Nereye saklandı? Diogenes'in feneriyle aradığı gibi, ben de hayatım boyunda onu arıyor, bulamıyor, bulamayınca da kimseyi sevemiyorum. Yazıklar olsun beni insan düşmanı yapana!
"Belki bütün bu tuhaflıkların altında bambaşka, hatta çok yetenekli, çok kabiliyetli bir varlık gizleniyordur. Kim bilir, belki de keder, ıstırap içinde ezilmiş, bütün insanlardan öç almak isteyen bir insandır. Evvelce soytarı gibi bir şey olduğunu işitmiştim. Belki bu hal onu küçültmüş, gururunu incitmiş, yere vurmuştur. Anlıyorsunuz değil mi? Kibar, bilinçli bir adam; bir yandan da maskara rolü!.. O da insanlığa olan güvenini kaybetmiştir ve... ve belki, insanlıkla, yani bütün insanlarla barışacak olursa, olağanüstü, hatta pek yüksek bir adam olur. Bu adamda elbette bir öz vardır. Herkesin ona tapınması büsbütün boşuna değil ya!"
Gerçek daima gerçek olarak kalmalıdır. Çamur neyle örtülürse örtülsün, yine çamurdur. Şu halde tatlılaştırma zahmeti neye yarar? Ancak kendi kendimizi ve başkalarını aldatmaya. Böyle anlamsız terbiye kurallarına uyma ihtiyacı sosyete adamlarının boş beyinlerinden çıkmadır.