Simyacı'yı o kadar çok duydum ki en sonunda vakit ayırıp okuyabildim. Ruhani ve felsefi bir tarafı var, bazı kısımlar hoşuma gitti. Başlangıcı gayet ilgi çekici olmasına rağmen olaylar ilerledikçe bu tempoyu kaybetti her şey fazla sıradanlaştı. Verilmek istenen mesaj sürekli olarak tekrarlanıyor kitapta. Bu kitabı "overrated" kategorisinin en tepesine yazarım.
Sebeplerine gelince; öncelikle karakterler robot gibi, yazar duyguyu tam anlamıyla aktaramıyor, bir şeyler havada kalmış belli. Hiçbir derinliği yok, vermek istediği mesajlar ve olay örgüsü o kadar klişe ki sabırla sonunu bekledim belki bir şeyler değişir diye ama olmadı. Yazarın mesajı şu ki; eğer sen bir şeyi başarmaya inanırsan evren sana yardım edecektir, bu felsefi yönü diyelim. Bir diğeri ise; bu başarıya giden yolda başına kötü işler gelebilir, bu yol dolambaçlı olabilir fakat sonunda Tanrı seni iyiliğe, güzelliğe ulaştıracaktır. Bu da ruhani mesajı anladığım kadarıyla. Bu kadar değer gören, gözümüze sokulan bir eserin böylesine sığ olmasını beklemiyordum.
Yine de ilham açısından 13-17 yaşındaki gençlerin okuyabileceği bir eser, fakat bir yetişkin bu kitabı övüyorsa ciddi anlamda buram buram edebiyat kokan veya gerçekten işinin ehli bir yazar okumamış demektir. Ne kadar çok okuduğunuz değil, ne okuduğunuz önemlidir benim nazarımda.