Julien Sorel

Altın Kafeste Bir Kuş: Hedda Gabler
Puan vermedi·72 syf.·
2022 6. kitabı
Henrik Ibsen bu oyununda kadının toplumsal rolünü reddeden bir karakteri feminist bakış açısıyla ele alıyor ve birçok sembol kullanıyor. Hedda Gabler her ne kadar zengin ve asil bir aileden gelip, ona her imkanı sunan bir eşe(Jorgen Tesman) sahip olsa da bir evin hanımı olma ve anne rolünü üstlenme fikirleri Hedda'yı rahatsız ediyor. Bunun sebebi ise Hedda'nın içinde bulunduğu durumu, başka bir deyişle kendi kaderini kontrol edememesidir. Hedda özgür hissedemediği için canı sıkılır ve bu can sıkıntısı Hedda'da başkalarının hayatını veya kaderini kontrol etme isteği doğurur. Bir sahnede Hedda'nın Yargıç Brack'e doğru, onu tedirgin etmek için silahla ateş ettiğine şahit oluruz, Hedda burada kontrolün kendisinde olduğunu hissetmek ve karşısındakine hissettirmek için bu eylemi gerçekleştirir. Silahlar oyunda güç ve güçsüzlüğü temsil eder. Hedda'nın eski sevgilisi Lovborg'un yeni çıkaracağı kitap gelecek medeniyetler üzerinedir ve eski kitabından daha iyidir ki bu aslında Lovborg'un da geleceğini sembolize eder. Lovborg bu kitap ile gelecekte makam sahibi olacaktır ve daha iyi şartlar elde edecektir. Lovborg kitabını yazarken sevgilisi Thea ona çok destek oluyor ve kitap için şu ifadeyi kullanıyor : "O adeta bizim çocuğumuz gibi." Lovborg henüz basılmayan kitabın tek kopyasını kaybettiğinde, Jorgen Tesman onu bulup Hedda'ya bırakıyor. Hedda ise artık Lovborg'un kaderinin kendi ellerinde olduğunun farkına varıp kopyayı ateşe veriyor ve böylelikle Thea ve Lovborg'un çocuğunu ve geleceğini öldürmüş oluyor. Başkasının kaderine müdahale ediyor, çünkü Hedda kendi kaderini kontrol edemiyor. Hedda, her şeyini kaybeden Lovborg'un tekrar alkol içmesine ve kendini öldürecek motivasyonu bulmasına ortam hazırlıyor ve ona bir silah vererek "Do it beautifully."(Güzelce bitir
Edebiyat
Hedda GablerHenrik Ibsen · Dramatists Play Service · 2001159 okunma
Reklam
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur
Puan vermedi·56 syf.·
2022 5. kitabı
İlk Amerikan proleter yazar olan Jack London'ın elinden çıkan sürükleyici bir novella. Seyahat ederek zamanla kendini geliştiren, kendi memleketinin dışında da koskoca bir dünya olduğunu keşfeden tipik London karakterlerinden birinin yıllar süren yolculuklarına ve arayışına tanıklık ediyoruz. Kitabın hemen başındaki olaylar kimi okuyucuya karmaşık gelebilir fakat 15. sayfadan sonra kitap bir içim su halini alıyor ve tek solukta okuyorsunuz. Nass adlı karakterimizin sevdiği kadını senelerce aramasını ve yaptığı yolculuklarda ona olan bağını ve sevgisini kaybetmemesini görmemize karşın, sevdiği kadın da, ona daha iyi imkanlar sunan ve uzun yıllar birlikte yaşadığı adamlayken hala Nass`a olan bağlılığını koruyabiliyor mudur? Gerçekten kurtarılmaya ihtiyacı var mıdır? Araya zaman ve mesafe girince bir aşk hala kök salmaya devam edebilir mi? Bu soruların yanıtına bu novellada açıklık getiriyor London. Son olarak kabilede süregelen kan davasını eğer biz evlenirsek çocuklarımız birbirlerini öldürmez diyerek sonlandırmayı amaçlayan, kendi yaşadığı toplumun kurallarını sorgulayan ve buna karşı gelen karakterimiz; aslında kolonileşmeye bir gönderme yapıyor. Kan davasının temeli adaya gelen beyaz insanlara dayanıyor. Beyazlar onlardan biri gibi oluyorlar, kabiledeki kadınlarla evlilik yapıyorlar, ardından yönetimde söz sahibi olabilmek için herkesle dövüşüyorlar. Dövüşecek kimse kalmadığında ise birbirleriyle dövüşüyorlar, ki bu da kan davasını meydana getiriyor. Bu beyaz insanlardan biri Nass'ın atasıdır ve Nass sevdiği kadını aramak için adadan ayrılma cesaretini 'Ben de beyaz insanların soyundanım, kabiledekilerden farklı ve daha güçlüyüm' diyerek kamçılıyor. Nass, kabilesini kendisinin de beyaz bir adam olduğuna inanarak terkediyor. Ve sonunda adaya ilk gelen beyazlar
1000Kitap
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,4bin okunma
One is not always mistress of one's thoughts--
İnsan her zaman düşüncelerinin hakimi değildir--
I want for once in my life to have power to mould a human destiny.
Hayatımda bir kez olsun, bir insanın kaderini şekillendirecek güce sahip olmak istiyorum.
İnsan ve Duygular