Unutmamalıyız ki hiçbir meblağ, hâlihazırda sahip olduğumuzdan daha fazla değer kazanmamızı sağlayamaz. Siz zaten
olduğunuz halinizle değerlisiniz. Hiçbir makam, unvan, derece veya bașarının sahip olduğunuz değeri teyit etmesine ya da sizì
onaylamasına ihtiyacınız yok. Başkalarını yabancılaştıran ve değişimi ya da büyümeyi reddeden, yanlış yere konumlandırılmış
hiçbir inanç, size arzuladığınız o derin manayı veremez. Siz zaten
seviliyorsunuz..
Sahip olduğumuz kısıtli zamanda, nasıl yaşayacağımıza, vaktimizi nerede geçireceğimize, nelere yatırım yapacağımza ve bu güzel ama bir o kadar da korkunç dünyayı daha sevgi dolu, daha
adil, daha merhametli, daha özgür, daha bütüncil kilmak için ne yönde çaba sarf edeceğimize karar vermemiz gerekiyor.
Kendimize şu soruyu sormalıyız: Bu dünyaya hizmet etmek için biz nasil bir rol üstlendik?
Son günümüzün bizi ne zaman bulacağını bilmediğimiz bir hayat yolculuğunda, tevazu bizim her anın tadını çıkarmamızı, daha özgün ve daha sevgi dolu bir yaşam sürmemizi
ve her gün başkalarının yaşamlarına dokunarak onları güzelleştirip zenginleştirmemizi sağlar.
Belli bir alışkanlığı sınıflandırmak konusunda sıkıntı çekiyorsanız benim kullanmayı çok sevdiğim bir soruyu
sormayı deneyebilirsiniz: "Bu davranış, olmak istediğim insanı olmama yardım ediyor mu? Bu alışkanlık, arzuladığım kimligin lehine mi, yoksa aleyhine mi oy kullanıyor?" Arzuladığınız kimliği
pekiştiren alışkanlklar genellikle iyidir, Arzulanan kimliğinizle çelişenler ise genellikle kötüdür.