İslam filozofu Kindi, gemi yolcuları istiaresiyle şunu anlatır:
"İnsanlar, bu dünyada asıl yurtlarına doğru deniz yolculuğu yaparken bazı ihtiyaçlarını temin etmek üzere bir adaya uğrayan yolcular gibidir. Bu yolculardan bir kısmı ihtiyaçlarını giderip hemen gemiye döner ve en rahat yerlere otururlar; bazıları adanın güzelliklerine kapılıp oyalanırlar, bu yüzden gemiye geç geldikleri için hem uygun yerler bulamazlar hem de adadan topladıkları çiçekler, kıymetli taşlar yolculuk boyunca başlarına dert olur. Bir grup ise gemiyi büsbütün unutarak tabiatın çekiciliğine kendilerini kaptırır ve geminin kalktığını bile fark edemezler; sonunda acılar içerisinde kıvranarak ölürler. İşte dünyanın çekiciliğine kapılarak ölümden sonraki hayatı unutanların akıbeti budur."
Örneğin Bulgaristan'daki organize suçlarla ilgili bir belgede bir Rus'un adı geçiyordu. Guardian'ın haberinde sanki bütün belge bu kişi hakkındaymış gibi gösterildi, oysa Bulgaristan'daki organize suçlarla bağlantılı organizasyon ve bireylerden oluşan upuzun bir liste içinde yalnızca bir isimdi bu.
Bunun belki de en bariz örneği New York Times'ın Kuzey Kore'nin füze programı ve İran'a füze satıp satmadıkları hakkındaki altmış iki sayfalık yazışma metni içinden yalnızca iki paragrafı çekip alarak İran'ın Avrupa'yı vuracak füzelere sahip olduğunu ileri süren bir haber yapmasıydı. Oysa yazışmanın geri kalanında bunun tam tersi iddia ediliyordu.