Eski bilgi ve kavrayışın başlıca sorunu olan zamanın gerçekdışılığı şimdiye dek teknoloji tarafından henüz bulgulanmamıştı, ama kuşkusuz sonunda o da "keşfedilecek" ve hamarat mühendisler tarafından ele geçirilecekti.
Çalışkan genç yeğen akşamları oturmuş, böyle bir radyoyu kurup çatmıştı, telsiz iletişim düşüncesine kendini kaptırarak, Teknoloji Tanrısının önünde huşuyla dize gelerek. Öyle bir tanrı ki, bütün düşünürlerin öteden beri bildiği ve daha akıllıca yararlandığı nesneleri binlerce yıl sonra keşfedip düpediz yetersiz biçimde sergilemeyi başarmıştı.
Göğüs, beden her zaman tektir, içinde barınan ruhlar ise iki ya da beş değil, sayılamayacak kadar çoktur; insan yüz zardan oluşmuş bir soğana, pek çok iplikten dokunmuş bir kumaşa benzer.
Ne var ki, en nahifi de içinde olmak üzere hiçbir ben gerçekte bütünlük taşımaz, her ben çok yönlü bir dünyadır, yıldızlarla döşenmiş küçük bir gökyüzüdür, çeşitli biçimlerden, aşamalardan, konumlardan, değişik kalıtsal öğelerden ve değişik olanaklardan bir karmaşadır.
Çokluk pek mutsuzdu Bozkırkurdu, bu yadsınamaz; öte yandan başkalarını da mutsuzluğa sürükleyebiliyordu ve bunlar onun sevdiği ve onu seven kişiler oluyordu, çünkü Bozkırkurdu'nu sevenler onun yalnızca bir yönünü görüyordu. Bazıları kendisine başkalarına benzemeyen, kibar, zeki bir insan gözüyle bakıp seviyorsa da, sonradan dehşete kapılıp düş kırıklığına uğruyorlardı, çünkü ansızın onun içinde bir kurdun yaşadığını anlıyorlardı. Bunu da anlamaları gerekiyordu; çünkü Harry herkes gibi bir bütün olarak sevilmek istiyor, dolayısıyla içindeki kurdu başkalarının gözlerinden kaçırmak elinden gelmiyor ya da içinde böyle bir kurdu barındırdığını yalanlayamıyordu.