Bir günbatımı düşer üzerimize,
Zeytin dallarıyla süslenmiş bir zaman,
Toskana ufuklarında mor bir serinlik,
Şarap gibi dinlenmiş, sessizce akan.
Deniz uzaktan gülümsüyor bize,
Dalga dalga bir hatıra getirir rüzgâr,
Umut yanımda — gözlerinde mitler dolu,
Kıvırcık saçlarında bir tanrının baharı var.
Ben, güneşte kavrulmuş taşlar gibi,
Suskun ama içinde yanan bir tarih,
Omzumda geçmişin yüküyle dimdik dururken,
Gözlerimde çocukluk, dostluk ve sarih.
Yıldızlar henüz doğmamışken göğe,
Toprak sıcak, rüzgâr serin ve biz oradayız.
Bir bağbozumu gülümseyişi gibi içimiz,
Sonsuzluğa şarap kadehleriyle sarkarız.
Konuşmadan anlatırız her şeyi birbirimize,
Bir gülüş yeter bazen; bazen bir sessizlik.
Ganymede’nin gölgesi düşer Umut’un yüzüne,
Ben de Prometheus gibi, yanmakla bitmiş.
Tanrılar bilmez bu dostluğun kokusunu,
Ne Zeus bilir, ne de Apollon anlar bizi.
Biz, insanız — biraz kırık, biraz şiir,
Ama her zaman kalbimizde taşıyan yıldızı.