Allah’ın iliminin sınırsız, başkalarının bilgisininse sınırlı; Allah’ın ilminin bağımsız, başkalarının ilmininse başınlı olduğunu söylemek doğru değildir. Zira Allah’ın ilminin karşısında -çok sınırlı olsa dahi- başka bir ilim varsa, bunun zorunlu sonucu Allah’ın ilminin sınırlanmalıdır. Eğer bir ilim sınırsızsa, başka bir ilme yer bırakmaz. Sınırsız, yani uçsuz bucaksız ve sonsuz… Eğer bir şey sonsuzsa o şeyin sınırı olmaz ki bizler, “Bu, Allah’ın, şu da yarattıklarının ilmi” diyebilelim. Doğal olarak insan Allah’ın sıfatlarını sonsuz olarak görürse, tüm sıfatları da O’nun sıfatlarında fani olarak müşahede eder. İşte semeresi “sıfatî tevhid” olan “sıfatlarda fena” budur.
İnsanların vaatlerine ve sebeplerin yaptığına öyle itimat ediyoruz ki, Allah'ın ölümden sonraki alem ve kıyametteki hesap kitap için bulunduğu vaatlerine bunun binde biri kadar bile bir itimat edemiyoruz. İnanç ve amelllerimizdeki bu tür çelişkiler sayılmayacak kadar çoktur. Bütün bunların nedeni, dünyaya olan aşırı ilgi ve güvendir. Oysa nefsin dünyevî hedeflere yapışması, bunların suretlerinin insanın nefsinde güçlü bir şekilde hâsıl olmasına neden olmaktadır. Zira dünya nefse öyle musallat olur ki nefiste bir suret oluşturur, ardından anbean ondan farklı suretler çıkarır ve bu her an böyle devam eder. Bu ise hakiki maarifin ve inanç temellerinin suretlerinin insan zihn,nde zayıflamasına yol açar ve bu esnada da hakikat suretlerinin etkisini azaltır. İşte bu nedenle hadis-i şerifte, ''Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.'' diye buyurulmuştur.''
Sonra yine bir daha düşündüğümüzde misal alemindeki had ve sıfırların da kendi zatında noksanlık olduğunu görürüz. Çünkü mahdut olan bir şeyin zatında hadden arı olan bir mertebe vardır. Zira o, kendi yerinde ispatlandık gibi zatının dışındadır. Bundan dolayı bu lezzetlerin ve kemâlatın özünün bulunduğu, her türlü had ve sınırlılıktan arı olduğu başka bir alem daha olmalıdır. (O, misal aleminin üzerinde olan tecerrüd/soyut ve akıl alemidir.) Öyleyse yeme içme, görüp işitme ve cinsel hazlar misal aleminde mevcuttur; fakat bütün bu zevklerin daha fazlasına imkan tanımayan belirli bir had ve mahalle ile sınırlanmışlardır. Mesela cinsel ilişkinin zevkini işitme ve yemeden almak, aynı şekilde yeme zevkini de içmeden edinmek misal aleminde mümkün değildir.”
Dertler, noksanlar ve eksiklikler bu dünya hayatına özgü olup, tabiat âleminin üst boyutu olan misal âlemi bu tür kusur ve ayıplardan arıdırlar. Bilakis, misal âlemindeki varlıklar, maddesi olmayan suretler ve hiçbir çelişkisi bulunmayan misalî lezzetlerdir.
Burada söz konusu ettiğimi madde, infial ve edilgenliğe açık olmakla birlikte hissedilir olmayan cevherden (töz) ibarettir, yoksa maddesi olmayan suret manasındaki “cisimlik”ten söz etmiyoruz.