Aile bağlarının esası erkek ve kadının karşılıklı egemenliklerine dayanır. Yani kadının erkeğe olan hakimiyeti duygusal ve gönül açısından, erkeğin kadına olan egemenliği de aile düzeni içerisinde fikri önderlik ve idarecilik açısındandır.
Bir toplumda bulunan bulunan basın ve yayının durumu o toplumun rüşd düzeyini gösterir.
Din ve İslam adına yayınlanmış eserlerimize bir bakış, toplumumuzun rüşd düzeyini belirlemeye yeterlidir.
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.'' Yunus/12
''Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru"'' Âl-i İmrân/191
Ehl-i Beyt sadece Allah rızasıyla ve O'nun sevgi veya gazabıyla hareket eder ve bu makamda (fenafillah) tam anlamıyla eriyip kaybolurlar. Fena fillah makamı kesret makamından çok farklıdır. Çünkü bu merhalede ''bizim rızamız, Rabbimizin rızasında eriyip yok olmuştur.'' derler. Burada sadece bir rıza vardır: Allah'ın rızası! Hem onların, hem Allah'ın rızası söz konusu değildir artık; onların rızasının O'nun rızası doğrultusunda tam mütekabil ikinci bir rıza olması değil, sadece Allah'ın rızasında var olmaları söz konusudur. Çünkü onlar Hakk'tan başka şey duymamakta, Hakk'tan başka bir şey istememekte ve tanımamaktadırlar. Onların ben ve hayatlarının ötesinde yüce Allah'ın rızasından başka bir rıza yoktur.
Ama kendi rızasıyla Allah'ın rızasını mutabık kılıp O'nun rızasına uygun davranmaya çalışanların ulaştığı makam her ne kadar vasat ve orta bir kemal düzeyi ise de saf tevhitten çok uzak olup hala bir tür şirkle birliktedir. Bu şirki ise ancak tevhidin yüksek merhalelerine ulaşanlar görebilirler. Aşağı merhalelerde olanlar bu şirki göremediği gibi bu merhaleyi pek ileri bir kemal ve bu şahısları da tevhidin en yüksek mazharlarından biri sanırlar.