"Yerin içine oyulmuş bir delikte bir hobbit yaşardı." Tam da böyle başladı her şey. Küçük bir oyuktan devasa bir ejderha mağarasına...
Bir zamanlar bir babanın çocuklarına anlattığı hikayeyken tüm dünyanın heyecanla beklediği bir serüvene dönüştü hobbit. Benim de çocukluğumdan beri çok sevdiğim bir hikaye oldu. Kendini aniden maceranın içinde bulan Bilbo'nun zihninden geçenlerle keyiflendiğim, elf diyarında büyülendiğim, cücelerin hırsı karşısında zaman zaman şaşırdığım, Smug'un viranesinde dehşete düştüğüm bir maceraydı benim için. Okurken içinde kaybolduğum bir macera.
Sıradan bir fantastik eserinde yanı sıra Tolkien burada bir serüvene çıkartıyor bizleri. Yolculukta birçok yaratık, birçok engel var. İyi ya da kötü. Arketipsel yolculuğa benzetiyorum bu yolculuğu. Ve bence, bu yolculuğun sonunda fark etsek de etmesek de biz de Bilbo gibi değişme uğruyoruz. Çünkü yolculuk her daim ruha dokunmuştur.
Bu küçük ama etkisi büyük yolculuk için Tolkien'e teşekkürler. Fantastik sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir eser. Bilbo'nun oyuğundaki gibi keyifle ve sevgiyle...