Büyük bir heyecan duyarak, yutarcasına dinlerdim bu konuşmaları. Bütün insanların aynı şeyleri konuşmaları hoşuma giderdi. Hayat kötü, yaşadın mı, iyi yaşayacaksın! Herkesin söylediği buydu! Ne var ki, dillerinden düşürmediği bu iyi yaşama isteğinin kimseyi hiçbir şekilde bağlamadığını, atölyedeki gündelik hayatta, ustaların birbiriyle ilişkilerinde hiçbir şeyi değiştirmediğini görüyordum. Dinlediğim bu konuşmalar bir yandan hayatıma ışık tutarken, bir yandan da bu hayatın gerisinde insana bezginlik veren kahredici bir boşluğu görünür kılıyor ve bu lafları eden insanlar da, ettikleri gevezeliklerin anlamsızlığından yakınarak bu boşlukta, tıpkı göl yüzeyindeki çerçöpün esintiyle ileri geri salınması gibi kızgın, öfkeli bir şekilde yüzüp duruyorlardı.
Sayfa 318 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Osip iyi biri miydi? Hayır. Kötü biri miydi? Yine hayır. Ama akıllıydı ve ona ilişkin benim için açık, kuşkusuz olan tek şey de buydu. Şunu da eklemeliyim: Osip’in kıvraklığıyla beni hayretlere düşüren zekası, beni boğuyordu da... her biçimiyle, her alanda bana düşmandı bu zeka; böyle hissetmeye başlamıştım.
Sayfa 421 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felaketleri, mutsuzlukları, hastalıkları, sızlanmaları sevmez, tümünü küçük görürdüm. Kanlı bir kavga, hatta birinin sözle aşağılanması gibi bir acımasızlıkla karşılaşmak midemi bulandırır ve bu bulantı hemen soğuk bir öfkeye dönüşerek zincirinden boşanmış bir hayvan gibi kavgaya atılmama neden olurdu. Sonra da bu yaptığımdan acı duyacak kadar derin bir utançla ezilirdi içim.
Sayfa 423 - Türkiye İş Bankası kültür Yayınları·Kitabı okudu