…hiçbir şey kalmadı kendi uğruna var olan bu dinamizmin içinde, sözde çalışan, sözde dingin ve duru: Hiçbir şey kalmadı — benliğim dışarı savrulmuş, hiçliğe savrulmuş, özlemim gerçekleşemez, vaat edilmiş toprak ulaşılamaz, gittikçe artan, asla ulaşılamayan aydınlık görünmez, aradığımız cemaatse güçsüz bir cemaat ama art niyet dolu. Nafile umutlar, çoğunlukla haksız kibir — dünya hâlâ yabancı düşman, düşmandan azıcık aşağısı, yüzeyini belki elimle yoklayabileceğim, içine nüfuz etmeyi hiç başaramayacağım bir yabancı, artıp duran yabancılığı içinde yabancı, artıp duran körlüğü içinde kör, memleket gecesini hatırlarken geçen, dağılıp giden, en sonunda da kala kala eskinin dağılıp giden esintisi. Diğer her şeyin kavuştuğu bir’i bulmak için çok yollardan gittim, gelgelelim birbirlerinden hep daha çok uzaklaştılar…
Sayfa 305 - Huguenau veya Realizm (3.Cilt),Ketebe Yayınları, 1.Baskı, Mayıs 2022
“Eski günlerimi ilgisizlikle anımsadığımda, usum ilgisiz, belleğim hüzünlü. Us duyduğu ilgisizlik dışında da ilgisiz, oysa bellek, duyduğu hüzün dışında kederli değil.”
Sayfa 67 - Ayrıntı Yayınları, 1. Basım Mart 1998, Çeviren: Uğur Ün
Kendi düşünceleri ve başkalarının düşünceleri arasında oturup kalmaktan gelmemiş miydi bu noktaya? Neler vermezdi şimdi, harekete geçebilmek için! Düşüncelerden kurtulabilmek için!
Sayfa 33 - Ayrıntı Yayınları, 1. Basım Mart 1998, Çeviren: Uğur Ün