Çevresel etkiler ve sosyal etkileşimlerle ortaya çıkan mükemmel olma arzusu ve mükemmeliyetçilik, bireylerin öz şefkati göz ardı etmelerine ve bunun yanı sıra bir dizi probleme de sebep olurken Pratfall Etkisi, kusurların daha ilgi çekici olabileceğini ortaya koyuyor.
Pratfall Etkisi, 1966 yılında Elliot Aronson isimli bir sosyal psikolog tarafından ortaya konuluyor.
Elliot Aronson “Kişi ne kadar mükemmel değilse, sevilme oranı da o kadar artmaktadır.” savını ortaya koyuyor ve konuyla ilgili 48 üniversite öğrencisi arasında bir deney gerçekleştiriyor.
Bu deneyde, gruplara ayrılan öğrencilere sorulan sorular ve cevaplar ses kaydına alınıyor. Öğrencilerin verdiği cevaplar insanlara dinletildiğinde ikinci gruptaki öğrencilere daha yakın oldukları gözlemleniyor. İkinci gruptaki öğrenciler; soruları yanıtlarken hatalar yapan, önlerindeki kahveyi döken ve telaffuz hataları yapan öğrenciler oluyor.
Elliot Aronson bu deneyin sonucunda, kusurların bazen tercih edilebilir olduğunu ortaya koyuyor. Kusurların gücünü gösteren Pratfall Etkisi bireylere, hatalarını ve kusurlarını kabul etmeleri gerektiğini ve kişilerin davranışlarının ve düşüncelerinin öngörülemeyeceğini öğretiyor.