Toplumun yaş görevleri!!!
18 yaş: Üniversite kazan 22-23 yaş: Mezun ol 24-25 yaş: İş bul 25-28 yaş: Evlen 28-32 yaş: Ev al 30-35 yaş: ikinci çocuk 55-65 yaş: Emekli ol +70 yaş: Öl
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
2026'
Bir kaç cümle yazmak istiyorum bugün kitap incelemesi değil de hayat incelemesi yapar gibi:) Yaklaşık 2 milyon öğrenciyle bugün hayatımızın 3 saate sığdırıldığını izleyip geldik. Koca bir yıl ve hastalığa yakalanmamamız, insani alışkanlıklarımızı durdurmamız gereken 6 saat... Bu yıl size neler verdi ya da sizden neler aldı bilmiyorum ama bazıları için kolay gelmiş geçmiş olsa da bazılarını psikolojik açıdan çok etkileyen bir yıldı bence. Bende o etkilenenlerden biriyim. İnsan diyor ki fedakarlık yaptım ama olmayınca da diyor ki acaba eksik mi yaptım..? Tabii ki her şey kolay olsaydı ulaşmak istediğimiz hedeflerimiz olmayacak olurdu. Ama insanların emeğinin karşılığı kesinlikle böyle ödenmemeli. Bu sadece bir üniversite sınavı olmaktan çıktı artık psikoloji sınavı, bilinç sınavı, sabır sınavı oldu. Bir yıl boyunca çekilen vicdan azaplarının, ağlamaklı geçen günlerin haddi hesabını kim verebilir..? Belki de abartıyorum bilmiyorum. Ama ister istemez insan sorgulamaya geçiyor. Bu yıl çok sorguladım. Sistemi sorguladım, geleceğimi sorguladım, sınav senaryoları zihnimde döndü durdu... Tabii bir de şu var: 'dünyanın sonu değil' evet kesinlikle değil ama öyleymiş gibi davranılmıyor mu sizce de..? Dünyanın sonu değil ama dünyamızın sonuymuş gibi... Hak ettiğinizi düşünüyor musunuz? Ya da hak ettiğimizi düşünüyorum emin değilim... Neyse... herkes kendince dertleniyor:') Bir şekilde iyi ya da kötü bitti umarım gönlümüzdeki bize hayırlı gelir...her şey sizin için yolundadır Mutlu kalın...
Herkesin hayatında pişman olduğu bir şeyler vardır ya benimde en çok pişman olduğum şey üniversiteyi yarıda bırakmaktı🌹 keşke bırakmasaydım meslek sahibi olasaydım diye çok kızdım kendime… Galiba Rabbim beni duydu üniversite affı çıkacakmış sizden rica ediyorum dua edin benim için dualarınızı bekliyorum:)
SİLİKON VADİSİ’NİN KARANLIK AYNASI: PETER THIEL, PALANTİR VE TEKNO-FEODALİST "ÇIKIŞ" FELSEFESİ 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, küresel güç dengeleri ulus devletlerin egemenlik alanlarından çıkarak, insanlık tarihinin en büyük veri ve sermaye tekellerini elinde tutan dar bir teknokratik elitin eline geçmiştir. Bu yeni nizamı, kurduğu algoritmik yapılar ve finanse ettiği radikal siyasi figürlerle el altından dizayn eden en hegemonik aktör ise şüphesiz Peter Thiel’dir. Thiel, sadece Silikon Vadisi’nin en güçlü yatırımcılarından biri değil; felsefi temellerini demokrasi düşmanlığı, esoterik seçkincilik ve toplumsal sözleşmenin mutlak reddi üzerine kuran yeni bir ideolojik akımın, yani "Tekno-Feodalizm"in baş mimarıdır. Onun dünyayı algılayış biçimi, kurucusu olduğu gözetim şirketi Palantir’in küresel operasyonları ve son olarak ailesini Arjantin’e taşıyarak gerçekleştirdiği fiziksel kaçış, insanlığın karşı karşıya olduğu totaliter geleceğin entelektüel haritasını sunmaktadır. I. CONFINITY'DEN BEYAZ SARAY'A: PAYPAL MAFYASI VE İKTİDARIN SÖZLEŞMELİ MİMARİSİ Bugünkü küresel teknopolitiğin köklerini anlamak, 1998 yılında Peter Thiel tarafından kurulan şifreleme yazılım şirketi Confinity ile Elon Musk’ın X.com adlı çevrimiçi bankacılık girişiminin birleştiği o tarihsel kırılma noktasına geri dönmeyi gerektirir. Birleşik yapının idaresini üstlenen Elon Musk, sistemin altyapısını Microsoft platformuna taşımak istediğinde, Unix mimarisinde ısrar eden Max Levchin liderliğindeki yazılım mühendislerinin sert direnciyle karşılaşmıştır. Bu teknik çatışma, Thiel’in öncülük ettiği bir iç darbe ile Musk’ın görevden alınması ve şirketin adının PayPal olarak değiştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu erken dönem kriz, Thiel’in yönetim felsefesinin ilk açık kanıtıdır: Teknik veya
Felsefe
Merhum Cemil Meriç'in "Kitap, zekayı kibarlaştırır" düsturundan hareketle ne kadar çok kitapla, kalemle uğraşırsak, üslubumuzun da o kadar daha medeni, yapıcı, kibar olduğunu gözlemliyorum sürekli sosyal hayatımda. Duygusal hassasiyete sahip olmanın zayıflık addedildiği bir çağdayız ama ne hikmetse kendimize kaba davranıldığında nefsimiz hemen devreye girip sinirlenebiliyoruz. Yani herkes nezakete bayılıyor ama iş pratiğe gelince ben nazik davranayım, değil de yalnızca sen nazik davrana dönüyor. "Sosyal ilişkiler" dediğimiz şey karşılıklıdır. Herkes doğuştan ince bir ruha sahip olamasa da yahut kültürel sermayeye sahip olamasa da çocuk sahibi olma sorumluluğunu kendinde gören ebeveynlerin, yetiştirme sorumluluğunu da üstlenerek duygu eğitimi vermeleri gerektiği kanaatindeyim ve tabii her şeyin üniversite sınav başarısı olmadığının, egosu tavanı aşmış bireylerin kaba bireyler olarak toplumda yer alacağının bilincinde olmalıyız.