İnsanlık, hakikatin insan diliyle ifade olunamayacağı hakikatini bilseydi ne kadar zaman ve emek tasarruf etmiş olur ve ne kadar ağır ıstırap yüklerinden kurtulurdu. O zaman insanlar hakikate tam bir surette sahip olduklarını tasavvur etmekten vazgeçerlerdi; kendi hakikatlerini kabul ettirmek için başkalarını zorlamazlar ve onların da başka bir istikametten, şahsî bir yoldan kendileri gibi hakikate yaklaştıklarını anlarlardı. Eğer insanlar, hakikate kimsenin sahip olmadığını, fakat herkesin kendi tarzına göre onun peşinde olduğunu anlasalardı, nice fikir münakaşalarına, din kavgalarına, başkasının düşüncesine karşı gösterilen şiddete lüzum kalmazdı.
... tekrarlar bilişsel rahatlık ve ferahlatıcı bir tanıdıklık duygusu yaratır. Ünlü psikolog Robert Zajonc kariyerinin büyük bölümünü, rasgele bir uyaranın tekrarı ile insanların sonunda bu uyarana karşı duydukları hafif yakınlık arasındaki bağlantıyı incelemeye adadı. Zajonc buna salt maruz kalma etkisi adını verdi. Michigan Üniversitesi'nin ve Michigan State Üniversitesi'nin öğrenci gazetelerinde yapılan bir uygulama, en çok beğendiğim deneylerden biridir. Birkaç haftalık bir süre boyunca gazetelerin baş sayfalarında ilan kutusu gibi bir şey yayınlandı; içinde şu Türkçe (veya Türkçeye benzeyen) sözcüklerden biri yer alıyordu: kadırga, sarıcık, bivoncini nansoma ve iktitaf. Sözcüklerin tekrarlanma sıklığı değişiyordu; biri bir kez gösterilmiş, diğerleriyse 2, 5, 1 ya da 25 ayrı medyada görünmüştü. (Üniversite gazetelerinin birinde en sık gösterilen sözcükler, öteki gazetede en seyrek gösterilenlerdi.) Hiçbir açıklama yapılmamış ve okurların soruları "ilanı veren taraf anonim kalmayı arzu etmiştir" açıklamasıyla yanıtlanmıştı.Gizemli seri ilanlar sona erdiğinde, araştırmacılar üniversite topluluklarına anketler göndererek sözcüklerden her birinin 'iyi' bir şeyi mi, yoksa 'kötü' bir şeyi mi ifade ettiği soruldu. Sonuçlar görülmeye değerdi: daha sık gösterilen sözcükler yalnızca bir ya da iki kez gösterilenlerden çok daha olumlu değerlendirilmişti. Bulgular
Çince ideogramların, yüz resimlerinin ve rasgele biçimlendirilmiş çokgenlerin kullanıldığı birçok deneyde doğrulanmıştır. Salt maruz kalma etkisi bilinçli tanıdıktık deneyimine bağlı değildir. Aslına bakılırsa, bu etki bilinçliliğe hiç bağlı değildir: tekrarlanan sözcük ya da resimler, izleyicilerin onları gördüklerini asla fark etmeyecekleri kadar hızlıca gösterildiğinde bile meydana gelir. Sonuçta yine daha
kağıt, mürekkep, toz kokan serinliği ile izbe bir Babıâli kitapçısı. Üniversite bitirmiş aydının, namuslu memuriyetten bıkkınlıkla düşlemeye başladığı, bağımsız, başına buyruk geçim tezgahı.
Erasmus’un en uzun kaldığı yerlerden biri İsviçre’nin Basel şehriydi. Mükemmel bir üniversite ve birçok yayıncıya sahip olan bu şehir hümanistler için harika bir yerdi; Vesalius’un Fabrica’nın 1543’teki baskısı için burayı seçmesinin nedeni buydu. Erasmus’un orada yaşadığı biraz daha erken dönemde, şehrin önde gelen hümanist matbaacısı, kendisi de âlim olan ve Venedik’te Aldus Manutius’un yaptığı gibi, bir kitap topluluğuna ev sahipliği yapan Johannes Froben’di. Froben’in evine taşınan Erasmus bir arkadaşına heyecanla şöyle yazdı: “Hepsi Latince biliyor, hepsi Yunanca biliyor, çoğu İbranice de biliyor; biri uzman tarihçi, diğeri deneyimli ilahiyatçı; biri matematikte yetenekli, biri meraklı bir antikacı, diğeri hukukçu... Kesinlikle daha önce hiç bu kadar yetenekli kişilerle bir arada bulunma şansına erişmemiştim. Üstelik bunların hiçbirini dile getirmemelerine, bu kadar açık yürekli, bu kadar mutlu oluşlarına, bu kadar iyi anlaşmalarına söyleyecek söz bulamıyorum!” Edebi dünyaya bu coşkulu bağlılığından dolayı Froben’e hayranlığını şöyle dile getiriyordu: “Beğendiği bir yazarın yeni kitabının ilk sayfalarını okurken onu görmek çok hoştu. Keyiften yüzü ışıldıyordu.”