zaman duvarında bir delik var
oradan yüzüm görünür
bir şeyler var bilmediğim
biliyorum,
koparırsam bir otu, ben ölürüm
yukarı tırmanırım, zirveye dek
ben kanatla ve telekle doluyum
karanlıkta yol görürüm
ben fenerle doluyum
ben ışıkla ve kumla doluyum
ve ağaçla doluyum
ben yolla, köprü, nehir, dalgalarla doluyum
suda bir yaprağın gölgesiyle doluyum
ne ki yalnızdır içim!
Sayfa 9 - Aydınlık, ben, çiçek ve de su·Kitabı okudu
bu gece
yalnızlık gömleğimin sığacağı bir bavulu almalıyım
hamasi ağaçların göründüğü yöne ben gitmeliyim...
bana hep seslenen
o sözcüksüz genliğe gitmeliyim
birisi yine seslendi: Sohrab!
ayakkabılarım nerede?
bana gelirseniz şayet
hiçistanın ardındayım!
hiçistanın ardında bir yer var
hiçistanın ardında havanın damarları toprağın en uzak yığınında açan çiçeklerden haber getiren habercilerle doludur.