Heyulani, bilmeleke, bilfiil ve müstefat akıl kavranılan nefsin farklı güçlerini değil, bilgi durumlarını ifade etmektedir. Heyulani akıl, nefsin makullerden yoksunluğunu; bilmeleke akıl, ilk makulleri yani evveli bilgileri; bilfiil akıl, ilk makullere dayalı ikincil makulleri yani kesbi bilgileri; müstefat akıl ise nefsin makullerle tamamıyla ünsiyet kurmasını ifade eder. Nefis, heyulani akıl seviyesinde kendisi olduğu gibi müstefat akıl seviyesine yükseldiğinde de kendisi olarak kalmaktadır. Makullerin nefse gelmesi nefsin cevherini değiştirmemekle birlikte onun tecerrüt etmesini sağlayarak onu yetkinleştirmektedir. Bu yetkinleşmenin nefis için ne kadar esaslı olduğu, ancak nefsin öldükten sonra ebedi mutluluğa eriştiği veya ebedi bedbahtlıkta kaldığı dikkate alındığında anlaşılabilir. Dolayısıyla tıpkı insanın çocukken adam olması ama yine de insan kalması gibi nefis de heyulani akılken müstefat akıl olmakta ve yine de kendisi kalmaktadır. Her iki örnekte de değişen şey, cevherini koruyarak başka bir şey olmaktadır. Dahası söz gelişi "Nefis bilfiil akıl olur" denildiğinde "bilfiil akıl" sözü, müktesep makulleri ifade ettiğinden nefsin bu makuller olması ve bunlar olarak yetkinleşmesi anlamına gelmektedir.