AIDS hastalığı diye bildiğimiz, cinsel yolla bulaşan ve bağışıklık sistemini çökerten hastalığın ismi önceleri GRID (Gay-Related Immun Disorder) idi. Yani "Eşcinsellikle Bağlantılı Bağışıklık Bozukluğu"ydu. Eşcinsel lobilerin baskısı ile bu isim AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Sistemi Bozukluğu) olarak değiştirildi.
İzmir suikasti gerçeklerini kurgu ve yorumla harmanlayan, natüralist bakış açısıyla yazılmış tarihi bir roman. Sürükleyici, dili yalın. Kemal Tahir, İttihat ve Terakki'ye dair yer yer yorumlar yapmakla beraber cumhuriyetin ilk dönemindeki dikta hakkında da kalemini cesurca oynatıyor. Nitekim kendisi de bu baskıcı rejimden nasibini 15 yıl hapis cezası çekerek almış bir yazardır.
İkindi çayına Murat, gazeteci arkadaşlarını getirmişti.(...) Hepsi Cumhuriyet'ten yanaydı. Mustafa Kemal Paşa'nın adını, gerçek iman sahiplerinin peygamberlerini anarken gösterdikleri derin saygıyla anıyorlardı ama, Takrir-i Sükun Kanunu'ndan sonra olup bitenleri de belli ki yadırgıyorlardı. Şeyh Said'in çıkardığı isyan İstanbul gazetecilerine nasıl yükletilmek istenmiş, Cumhuriyet'ten bu yana iki buçuk yıl geçmeden hürriyetler neden her zaman olduğu gibi rafa kaldırılmıştı? Suikast, evet, çok alçakça, çok sefil bir şeydi, ama kurunun yanında yaşların yakılmak istenmesi de doğru değildi. Bütün başka sorumluluklarına rağmen eski Maliye Nazırı Cavit Bey'in tabancalı bombalı işlerle hiçbir ilintisi olmadığı biliniyordu. Herhangi bir suça yatkınlık, suç işlemeden en ağır cezalara çarptırılma sebebi olursa bu işin sonu nereye varacaktı? Kurtuluş Savaşı yapıp kazanmaktan başka suçu olmayan milleti hangi toplumsal yarar düşüncesiyle olursa olsun yıldırmak haksızlıktı. İşte olayları bu açılardan ölçüp biçtikleri için, Emin Bey'in muhakeme sırasında yiğitçe direnmesini, delikanlılar çok değerli buluyorlardı.