İkindi çayına Murat, gazeteci arkadaşlarını getirmişti.(...) Hepsi Cumhuriyet'ten yanaydı. Mustafa Kemal Paşa'nın adını, gerçek iman sahiplerinin peygamberlerini anarken gösterdikleri derin saygıyla anıyorlardı ama, Takrir-i Sükun Kanunu'ndan sonra olup bitenleri de belli ki yadırgıyorlardı. Şeyh Said'in çıkardığı isyan İstanbul gazetecilerine nasıl yükletilmek istenmiş, Cumhuriyet'ten bu yana iki buçuk yıl geçmeden hürriyetler neden her zaman olduğu gibi rafa kaldırılmıştı? Suikast, evet, çok alçakça, çok sefil bir şeydi, ama kurunun yanında yaşların yakılmak istenmesi de doğru değildi. Bütün başka sorumluluklarına rağmen eski Maliye Nazırı Cavit Bey'in tabancalı bombalı işlerle hiçbir ilintisi olmadığı biliniyordu. Herhangi bir suça yatkınlık, suç işlemeden en ağır cezalara çarptırılma sebebi olursa bu işin sonu nereye varacaktı? Kurtuluş Savaşı yapıp kazanmaktan başka suçu olmayan milleti hangi toplumsal yarar düşüncesiyle olursa olsun yıldırmak haksızlıktı. İşte olayları bu açılardan ölçüp biçtikleri için, Emin Bey'in muhakeme sırasında yiğitçe direnmesini, delikanlılar çok değerli buluyorlardı.
Demokrasi şirki, hakimiyet tevhidi ve tağut gibi kavramları inceleyen 3 ayrı risaleden oluşan bir kitap. İlk risale Makdisi'ye ait, diğer ikisi farklı yazarlara. Özellikle Murat Gezenler'in yazmış olduğu son risale hakimiyet tevhidine yabancı olan sıfır seviyedeki insanlara bile okutulabilecek basitlikte. Kısa olması (35 sayfa kadar) ve konuyu öz bir şekilde ifade etmesi sebebiyle bu risalenin güzel bir davet materyali olacağını düşünüyorum. Davet yapmak isteyip materyal arayanlar göz önünde bulundurabilir.
Demokraside iki temel unsur "Egemenlik halkındır" ve "Halk otoritelerin kaynağıdır" düşüncesidir. Halk olmadığı zaman demokrasinin varlığı düşünülemediği gibi, halkın egemenliği olmadan da demokrasinin yaşaması mümkün değildir. Zira daha işin başında demokrasi kelime anlamıyla dahi insanın otoritesi olduğu için, insanların olmadığı bir yerde demokrasiden bahsedilemez. Bunun için demokratik memleketlerde belirli dönemlerde seçimler yapılarak, halkların özellikle seçime katılmaları sağlanır, seçime katılan kişilerin sayısının çokluğu ile de övünülür. Bu hususta, seçimlere katılarak yetkiyi temsil heyetine vermeden demokrasinin yaşaması imkan dahilinde değildir. Demokrasi ancak insan vasıtasıyla yaşayabilen bir dindir.