Esasen, çok kere, nice dostlarımızın zengin kütüphanelerindeki, sırayla dizilmiş yaldızlı ciltli kitaplarını görünce, "Sahi, bunların hepsini okudunuz mu?" diyeceğimiz gelir. Ve onlar, "Evet," deseler bile, bizim, yine, "Ne yazık! Zira ne kadar az istifade etmişsiniz!" diyeceğimiz gelir.
Başkaları daima ancak kendi hesaplarına uygun görüşlerine inanarak bizi kendimize göre değil, kendilerine göre muhakeme ederler ve çok kere hakkımızda erdikleri kanaatlerin bizim hakikatlerimizle hiçbir münasebeti kalmaz.
İyi bir terzinin bize giydirdiği esvaplar yalnız vücudumuza geçmiş ve onun şeklini tadil etmiş sayılamaz. Onlar elbette maneviyatımıza da geçer ve tabiatımıza, ahlakımıza da tesirleri olması tabiidir. Onlar, görünüşe bakan insanların gözleri karşısında şeklimizi değiştirmekle talihimizi de değiştirirler.
İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır.
Yazılan ilk Sherlock hikayesi. Bu sebeple okuduğum ilk Sherlock hikayesi bu oldu ve çok beğendim. Yazarın sıkmayan bir tarzı var ve okuru anlattıklarının içine çekebilme gücü yüksek. Hele ki Mormonların Illinois-Utah arası yaptığı büyük göçle başlayan hikayelerini anlattığı kısımlar var ki resmen o atmosferi yaşatıyor okura.
Fiyat olarak oldukça uygun bir yayınevinden okumama rağmen çeviri gayet başarılıydı. Sadece kitap editinde ufak tefek yazım hataları gözden kaçmıştı ama akıcılığı etkileyecek kadar problem teşkil etmiyor.
Sonuç olarak okurken keyifli vakit geçirdiğim bir kitap oldu.