Nasıl başlasam neresinden tutsam bilemediğim bir kitap oldu. Son iki yüz sayfaya kadar düşüncem bu kitabı beğenmediğim yönündeydi. Aslında diğer yorumların aksine ben girişi beğendim. Sadece karakterleri çok azcık görüp sonra giriş sahnesini okusaydık daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.
Güzel başladı, tahminimin üstünde güzel ilerledi ama arada 100 sayfa kadar bir şey oldu. O kısımlar ilerlemedi bir türlü. Off sıkıldım deyip elimden kitabı bıraktığım çok oldu. Zaten bu kadar uzun sürede okuyup kitabı bir türlü elime almak istemememin nedeni o aradaki sürünceme de kalan kısımlardı.
Tam kitabı yarım bırakacağım herhalde derken yine bir şey oldu ve ben tek oturuşta 200 küsür sayfayı okuyup bitirdim. -son iki yüz sayfa için yazıyorum bu kısımları- mükemmeldi! Nasıl akıp gitti anlamadım. Ba-yıl-dım!
Lina, tatlım sen salak mısın diyeceğim ama zaten son sayfalarda bunu kabul ettiğin için üstüne gelmek istemiyorum. Yani ilk sayfadan belliydi Aaron'ın seni ne kadar çok sevdiği. Kör olsa gözleri açılmıştı şimdiye kadar! Adam alev aldı, yandı, kor oldu bizim kız ha anladı ha anlayacak. Onu da anlamadı yine adama söyletti.
Bakınız bu kadarı karaktere hakarettir. Bu kız mühendis hem de hatırı sayılır bir firmada takım liderliği yapacak vasfa sahip bir mühendis. Ama gel gör ki adamın aşkını hiç fark etmiyor. Bence bu kısım realist olmamış.
Neyse, toparlayacak olursak; Aaron'ın aşkı son sayfalara kadar benim gözlerimi yaşarttı, yaşarttı ağlatmadan aptal aptal gülümsetti. Smut sahneler eh denebilirdi benim için. Duygu yüklüydü, hoştu. Sonuç olarak okuyunuz okutunuz efendim.
Son bir eleştirim daha olacak. Yani o dip notlar neydi? Gerçekten bu kadar İspanyolca cümle, kelime okumamıza gerek var mıydı? Aşağı bak, yukarıyı oku, aşağı bak yukarıyı oku çok fazla koptum kurgudan.