Öyle ya, unutuşun ta dibinden kendime doğru çektiğim bu saatlerden, arı bir coşkunluğun, sonsuzluğa asılmış bir dakikanın el değmemiş anısı kalmış her şeyden önce. Bende gerçek olan yalnızca bu, bense bunu hep iş işten geçtikten sonra anlıyorum. Bir el devinisinin gevşemesini, görünümde bir ağacın uyumunu severiz. Ve bütün bu aşkı yeniden yaratmak için, tek, ama yeterli bir ayrıntı vardır elimizde: fazlasıyla uzun zaman kapalı kalmış ora kokusu, yolda garip bir ayak sesi. Benim için de böyle. O zaman kendimi vererek seviyorsam, yalnız aşk bizi kendimize getirdiğine göre en sonunda kendi kendimdim.