Ûs

"Günümüzde çocuğunu ilkokuldan üniversiteye kadar okutmak isteyen insanlarla, bir dağ köyünde yaşayıp çocuğunu kendi olanaklan ve bilgisi oranında avcı veya tarımcı yetiştirmek isteyen insanların amacı, bir noktada ortaktır: Çocuğun dünyayı bilmesi ve bu bilgiyle geçimini sağlayıp daha rahat bir hayat sürebilmesi. Bu amacın sağlanması için şehirdeki insan, çocuğunu üniversiteye gönderir. Çünkü şehirli insan için eğitim, üniversite bitirmedir. Okuma yazması olmayan ve köyünde okul bulunmayan bir köylü ise çocuğuna çobanlığı, ilkel tarımın nasıl yapıldığmı, karasabam ve kağnıyı öğretecektir. Çünkü o köylü için eğitim bunlardır ve kendi kültürü ancak karasaban ve kağnıyı kapsamaktadır."
Belge Yayınları
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Bütün tarih boyunca izledigimiz şudur ki, insanların bilgisi gittikçe gelişmiş ve her yeni bilgi bir üretim kapısı açmıştır. Bugün artık biliyoruz ki tabiattaki olayların oluş kurallarını bilmeden üretim yapmak mümkün değildir. Tarihi bu açıdan incelediğimizde şunu görürüz: Her bilgi yeni bir üretim olanağı demektir ve üretimin ilk şartı bilgidir."
Belge Yayınları
"Uçaklar füzeler geride kaldı. Aya çıkıldı artık. Merih'e dogru ilerliyor insan. Odun, kömür ve petrol eneiji kaynağı olmaktan çıktı. Atomu parçaladı insan. Atom reaktörleri, atom denizaltıları servise girdi. Sualtı tarımı başladı. Sanayi alabildiğine ilerledi. Fabrikalar harıl harıl çalışmakta. Her gün biraz daha ilerlemekte insan."
Belge Yayınları

Ûs

, bir kitabı yarım bıraktı
%23 (54/233 syf.)
Felsefi ve mantıksal tartışmalar yapma gereği duymuyorum. Nasıl yaşamak istediğimizin akıl ve mantıkla ilgili ama aynı zamanda bunları aşan bir konu olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir otoritenin bana ne yapacağımı söylemesini istemiyorum. Davranışımın özellikle tehdit ve güç yoluyla değiştirilmesini istemiyorum. Doğam gereği otoriteden ve benim refahımı benden daha iyi bildiklerini düşünenlerden her zaman nefret etmişimdir. İş ve ilişkiler gönüllülüğe dayanmalıdır. İnsanların ancak diğer insanlarla ilişkilerde gönüllülük varsa özgürce kendi kararlarını verebileceklerine inanıyorum. Daha iyi bir dünya inşa etmek ya da daha ahlaklı bir insan olmak için liberal olmadım, marksist olma nedenim tam olarak bu olsa da. Sadece hayatımla ilgili kararlar vermek istiyorum ve bu kararları özgürce vermek istiyorum. Kararlarımı başka bir otorite benden talep ettiği için, iyi ya da kötü, toplum için yararlı ya da yararsız olduğu için değil, bireysel mutluluğum için vermek istiyorum. Bireyin toplum için fedakarlık yapmasını istemiyorum ve "kolektifin bireyden daha önemli olduğu" anlayışını kabul etmek mantıksız. İnsan türüne baktığımda, diğer insanların müdahalesinden, özellikle de güç kullanımından özgür olmayı istemenin insan doğasının bir parçası olduğunu görüyorum. Müdahaleden kurtulma arzusu yemek, içmek ve nefes almak kadar doğaldır. Zamanla bireysel özgürlüğe izin veren siyasal teoriler arasında liberalizmin ön planda olduğunu düşünmeye başladım, ne kadar inkar etmeye çalışsam da gerçekler önümdeydi. Bireysel özgürlük deneyimi ve bireysel özgürlüğe müdahaleye karşı direniş duygusu doğamızın özünde yer almalıdır. İnsanlar duygusal tepki vermedikleri hiçbir fikre değer vermezler. Özgürlük duygusu olmadan özgür birey ve özgür toplum olmaz. Özgürlük duygusunun olmadığı bir ortamda