Ûs

1929'da Küba halkının çoğu işsiz ve açtı.
"1929 krizinin hemen öncesinde artık "Küba'nın ABD'nin askeri kontrolü altında olduğu, Küba hükümetinin politik açıdan boşlukta durduğu ve nihai kararların adresinin ABD bankalarının yatırımları ve ABD yönetimi olduğu" ortaya çıkmıştı. Kırda küçük bir köylü kitlesi ile çok sayıda ve çoğunluğu siyahi olan kamış kesen işçiler yanyanaydı. Bu işçiler yılda dört ay iş bulma olanağına sahipti. Yılın geri kalan kısmında derin bir yoksulluk içindeydiler. Kırsal nüfusun çoğu, hizmet sektörünün devleti veya ticaret sistemini yönetenlere hizmet verdiği şehirlere, özellikle de Havana'ya göç etmeye başladı. Sistemi yönetenler, çoğu Kuzey Amerika'ya olmak üzere şeker ihracatını ve karşılığında yine %75'i Amerika'dan olmak üzere ithalatı kontrol ediyorlardı. Washington Küba'nın politik hayatını da kontrol ediyordu."
Z Yayınları - Devrimin kökenleri
Araştırma-İnceleme
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Küba, Amerika Birleşik Devletleri'nin yarı-sömergesiydi.
Küba, Kuzey Amerika açısından - stratejik ve ekonomik olarak - önemli bir role sahipti. Karayipler ve Orta Ameıika'daki askeri üsler zincirindeki halkalardan birisi olması bekleniyordu. Böylece, yeni emperyalistler güneydeki çıkar alanlarını kontrol edebileceklerdi. Aynca, Amerikan sermayesinin Küba'da yatırımları vardı. ABD sıkça kullanılan sahte bir gerekçe ile, kendi vatandaşlarının tehlikede olduğunu iddia ederek bağımsızlığını yeni kazanmış olan ülkeyi işgal etti. Savaş gemileri adaya, gelişmekte olan şeker sanayinde yatırımlan bulunan kapitalistleri ve toprak sahiplerini korumak için gönderildi. 1902'ye gelindiğinde ABD, mer­kez bankasını, gümrükleri, polisi ve devlet başkanlığını kontrol ediyordu. Aynca, vatandaşlarının çıkarları tehlikeye düştüğünde ABD'ye Küba'nın içişlerine karışabilme hakkı veren bir madde (Platt maddesi) anayasasına konulmuştu.
Z Yayınları - Devrimin kökenleri
Araştırma-İnceleme
Otuz iki önce yazılmış, ambargo hala devam ediyor.
"Emperyalizmin Küba'ya karşı zafer kazanması bir felaket olur. Ancak devrimcilerin bu kritik yol ayrımında, sınıf mücadelesi tarihinin dürüst bir muhasebesini özel dunımlar için askıya alması veya toplumun sınıf niteliği hakkındaki marksist analizi bir kenara bırakması da aynı ölçüde trajik olur. Küba son otuz yılda emperyalizmin fiziksel saldırılarına karşı başarıyla direndi, ancak kapitalist sistemin öncelikleriinin dayatılmasına karşı direnemedi. Küba devleti kendine düşman olan dünya kapitalizmine karşı ulusal olarak ayakta kalma stratejisi izledi. Bu ulusal yaşam savaşının bedelini ise Küba işçi sınıfı ödedi."
Z Yayınları
Siyaset & Politika
"Küba, 1959'dan bu yana ABD saldırganlığına karşı başarılı bir şekilde direnilenebileceğini gösteren bir simge oldu ve hala ela bu önemini koruyor. Muhafazakar anti-Castro lobisi işgal laflan mırıldanırken, Bush Küba'yı, arka bahçesinde evcilleştirilmiş ve itaatkar bir devletler şebekesi yaratmanın önündeki tek engel olarak görüyor. Granada, Nikaragua ve Panama'nın ardından Castro'nun devrilmesi Washington'la ABD emperyalizminin çok ihtiyaç duyduğu bir zafer olarak kutlanacaktır. Latin Amerika'la ela böylesi bir olay emperyalist bir zafer olarak algılanacaktır. Bu nedenle, sosyalistler emperyalizmin zaferine karşı tereddütsüzce harekete geçecekler, insan haklan ve piyasa demokrasisi söyleminin altındaki gerçek amaçları teşhir edeceklerdir."
Z Yayınları
Siyaset & Politika
Yıllarca bir kenarda unutulduktan sonra Küba tekrar ilgi odağı haline geldi. Özellikle Amerika'da, sağcı ideologlar ellerini oğuşturarak Fidel Castro'nun sonunun gelmesini bekliyorlar. Soldaki kimileri içinse Castro'nun ayakta kalması, tek bir ülkenin sınırları içinde başarı ile kunılabilecek bir sosyalizm kavramı açısından son umut. Doğu Avrupa rejimleıinin çöküşü dünya ekonomisinin 20. yüzyılın son on yılında ulaşmış okluğu entegrasyon düzeyini ortaya koyarken, zayıf bir ada ekonomisinin savunulmasına dayanan global bir toplumsal değişim teorisinin dayanaksızlığı ortada.
Z Yayınları
Araştırma-İnceleme