Heyecandan gözkapaklarım açılıp kapanıyor, yüzümün kızardığını hissedebiliyordum. Ona duyduğum ilgiyi onun farketmesi bir şey değildi, asıl ben anlamıştım. Üstelik tam da onun karşısında...
Hayatı boyunca laboratuvarda çalışmaya alışık olduğundan yemek odasını sosyoloji laboratuvarına dönüştürdü. Farklı konumlara sahip envai çeşit adam gelip orada yemek yedi.
Bense bu kadar sakin ve huzurlu bir yerde oturmuş düşünüyorum ama içim kıpır kıpır. Beni huzursuz eden şey, tam da bu sükûnet. Gerçek değilmiş gibi sanki. Her yer çok sakin; fırtınadan önceki sessizlik bu.