Puan vermedi·142 syf.··
2018 114. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2018 00:00
@isbankasikulturyayinlari ndan #intibah ile geldim. Tabi ki @okumacemberiolusturalim ve Okuyan kadinlar kulubu nün #türkklasikleriserisi etkinlikleri kapsamında okudum. Kitabımız Türk edebiyatında ilk edebi roman olarak biliniyor. Yazılırken Osmanlıca ve Türkçe'nin roman yazımına uygun, işlek ve edebi bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazılmış. Çokta iyi olmuş. Başlangıçtaki Çamlıca tasvirinin şiirselliğine bayıldığımı söyleyerek konuya değinmek istiyorum. Dönemin mekanları gözünüzde canlanacak kadar güzel bir anlatımın ardından başlıyor hikayemiz. Hayatının anlamı olarak gördüğü, öğretmeni, danışmanı, arkadaşı, sadık dostu olan babasını kaybettikten sonra, annesine ve ferah yaşamlarına rağmen bir gencin değişen, hatta tepe takla olan hayatını anlatıyor. Beyzademiz yalan söylemeyi dahi beceremeyen, iyi terbiyeli, saygılı, kötülük görmediği için iyiyle ayrımını yapamayan Ali Bey. Sözüm ona arkadaşlarıyla birlikte eğlenceye gidiyor, fakat eğlence anlayışları farklı tabi. Arkadaş hatırını kırmamak adına yaptığı bir hareket, atıldığı bir macera özgür iradesini alıyor elinden. Bu maceranın adı Mehpeyker. Türlü utangaçlık, çekingenlik, geceler boyu kurulan düşlerin ertesinde nihayet tanışıyor gönlünün efendisiyle. Gelin görün ki bu afet-i devran bizim Ali Bey'in aldığı terbiyenin tam tersi hafif meşrep bir kadın. "Bir kadın erkeği vezir de edeeer, rezil de eder" sözünü tekrar tasdikledi yaşananlar. Birine körlüğünden, diğerine intikam hırsından dolayı kızdım durdum ama nafile. Kitabın ilk isminin neden Son Pişmanlık olduğu belli. Bir intikam hırsı uğruna kaç hayat heba oldu, okuyunuz efendim :/ "İnsan her adımını mezardan uzaklaştırmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır..."
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 5. kitabı
BA YIL DIMMM Hayatınızda bir kez bile depresyon, tükenmişlik, utangaçlık yaşadıysanız veya "kimse beni sevmiyor", "çirkinim", "yetersizim" gibi düşündüyseniz kesinlikle açıp okumanız gereken bir kitap. Kitabın büyük bir kısmı diyaloglardan oluşuyor, okunması kolay ve etkili. Ben okurken notlar çıkardım. Tekrar dönüp bakacağıma eminim.
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Reklam
6/10
·224 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 13:17
Nakano Eskici Dükkânı, gündelik hayatın en sıradan görünen anlarından bile derin bir duygu çıkarabilen sakin ama etkileyici bir roman. Hiromi Kawakami, bu eserinde büyük olaylar anlatmak yerine küçük insan hâllerine, sessizliklere ve ilişkilerin doğal akışına odaklanıyor. Kitabı özel yapan şey de tam olarak bu samimiyet hissi oluyor. Romanın anlatıcısı olan Hitomi, hayatının yönünü tam olarak bulamamış, çekingen ama dikkatli bir karakter. Nakano’nun eskici dükkânında çalışmaya başlamasıyla birlikte hem insanları hem de kendisini daha yakından tanımaya başlıyor. Hitomi’nin olaylara yaklaşımı oldukça doğal; abartısız, içten ve gerçek. Onun gözünden anlatılan hikâye, okuyucuya sanki dükkânın bir köşesinde oturup tüm bu insanları izliyormuş hissi veriyor. Bay Nakano karakteri ise dağınık tavırlarına rağmen sıcak ve kendine özgü biri. Dükkâna gelen müşteriler, çalışan Takeo ve Nakano’nun kız kardeşi Masayo da romana farklı renkler katıyor. Her karakterin küçük ama gerçek hissettiren bir yalnızlığı var. Yazar bu yalnızlıkları dramatikleştirmeden, hayatın doğal bir parçası gibi anlatıyor. Eserde en çok dikkat çeken unsur ise samimiyet. Diyaloglar çok sade olmasına rağmen karakterlerin arasındaki mesafe, yakınlık, utangaçlık ve küçük mutluluklar güçlü bir şekilde hissediliyor. Özellikle Hitomi’nin duygularındaki kararsızlıklar ve insanlarla bağ kurmaya çalışırken yaşadığı iç çatışmalar oldukça gerçekçi aktarılmış. “Nakano Eskici Dükkânı”, hareketli olaylar arayan okuyucular için değil; sakin anlatımları, karakter odaklı eserleri ve gündelik hayatın içindeki duyguları sevenler için değerli bir roman. Bitirdiğinizde büyük bir olay değil ama sıcak bir insanlık hissi akılda kalıyor.
Nakano Eskici DükkanıHiromi Kawakami · Domingo Yayınevi · 20242,294 okunma
9/10
·232 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:05
Önümüzde sınırsız, sonsuz bir zaman olduğunu düşünür, rutinlerin yahut aşina olduğumuz hayatın güvenliğini, bilinmezliğin macerasına tercih ederiz. Hiçbir kuytu köşesi olmayan hayatımızın birtakım sürprizlere gebe olması gerektiğine inanır, inisiyatif almaktan kaçınırız. Yaşamımızı şekillendiren irademiz ve seçimlerimiz değil, çoğunlukla dayatmalar ve yönlendirmeler olur. Bu sınırlar dahilinde içimizdeki çölün sessiz sonsuzluğunda, çorak ıssızlığında hayatlarımızı kökten değiştirecek bir mucize ararız. Delidolu hikayemizin anlatıcısı olduğumuz günleri düşleyerek gençliğimizi hiç bitmeyecekmiş gibi “o” gün gelene kadar fütursuzca tüketiriz. O günün geleceğine, gelmesine gerektiğine dair kör bir inançla sahte bir umut tekdüze yaşamlarımızı öleceğimiz güne kadar ipotek etmiştir. Gözlerimizi Çölün uçsuz bucaksız bereketsiz topraklarına her diktiğimizde biraz daha beklememiz gerektiğini fısıldar çöl bize, gençliğimizin sonsuz olduğunu, istersek her şeyi bırakıp sıfırdan yeni bir hayat kuracağımızı söyler. Ancak bu zamana kadar bekleyişimiz boşuna olmamalıdır, son bir umut ve gayret kırıntısı gençliğimizin son kırıntılarını da süpürür. Gelecek olan geldiğinde bedenimiz ve ruhumuz hala eskisi gibi olacak mıdır, ya da daha önemlisi hala dünyada olacak mıyız? Böylece, kitabın temel sorularından biri sonsuz ve biricik gördüğümüz yaşamımızı ne uğruna harcadığımızdır. Aldığımız onca eğitim, bu yaşımıza gelmemizi sağlayan tüm deneyimlerimiz ve yıllar hayatlarımıza en ufak bir mucize vadetmez. Bu her an gerçekleşmesi beklenen mucize bekleyen düşünceler, yaşadığımız o anı yani şimdiyi çekilir hale getirmek için uydurduğumuz hüsnükuruntulardır, zihnimizin bizlere kurduğu tuzaklardır. Yaşamımızın biricik, bize özel olduğunu farz ederiz. Diğer insanlardan farklı olduğumuz hissi yakamızı
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
9/10
·
Beğendi
#fundaokuyupyorumluyor @altinkitaplar dan çıkan #güçlübilinçaltımükemmelzihin adlı kitabın yorumu ile geldim. Kitabın ilk konuları; beynimizin kontrolünü nasıl ele alabileceğimizden bahsederek başlıyor ve insan beynini doğru kullanmayı öğrendiğinde hem zihinsel, hem sosyal hem de profesyonel hayatını dönüştürebileceğini öğretiyor. Bu kitap, kişisel gelişim ile nörobilimi bir araya getirerek insan zihninin nasıl çalıştığını sade bir dille anlatmaya çalışmış. Kitap yalnızca “motivasyon verici sözler” söylemek yerine; beynin çalışma biçimini, alışkanlıkları, bilinçaltını, dikkat süresini ve insan ilişkilerini açıklamaya çalışan bir yapı oluşturuyor. Özellikle modern insanın yaşadığı dikkat dağınıklığı, özgüven eksikliği, geçmişe takılı kalma ve sürekli zihinsel yorgunluk gibi problemleri merkeze almış. Yazar Biliana Todorova, kendi yaşamındaki utangaçlık ve dönüşüm hikâyesini de işin içine katarak okuyucuya Değişim Mümkündür! mesajını veriyor. Bu nedenle kitap sadece akademik bilgilerle okuru boğmadan, teorik olmayıp aynı zamanda motive edici ve rehber niteliğinde ilerliyor. Gelişimin aşama aşama ilerletileceğinin her bir adımda istenilenin olmaması için hiçbir nedenin olmadığının da altını çiziyor. Kitap dolu dolu bilgi yüklü hayata dokunan bir kitap. Okunup rafa kaldırılacak cinsten asla değil. Okurken altını çizmeden geçirmeyecek ilerleyen zamanlarda tekrar tekrar okunacak büyük bir klavuz. Sıkıcı akademik bilgiden çok farkındalık yaratan bir eser. Sizler de bu değerli rehber ile tanışmakta geç kalmayın derim. Kitapla ve sağlıkla kalın #mayısayıokuduklarım #okudumbitti
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel ZihinBiliana Todorova · Altın Kitaplar · 202674 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 24. kitabı
Kitabın adı aslında bir soru değil, bir çağ teşhisidir: Güzel dünya nerededir? Bu soru, bireysel mutsuzluğun ötesinde, modern insanın içinde yaşadığı tarihsel kırılmayı gösterir. Karakterler aşk arar, bağ kurmak ister, cinsellik yaşar, konuşur, yazışır; ama bütün bunların üzerinde sürekli bir geleceksizlik duygusu vardır. Bu gelecek kaybı yalnızca kişisel değildir. İklim krizi, ekonomik eşitsizlik, güvencesiz emek, kültür endüstrisi, dijital yalnızlık ve politik çaresizlik, romanın arka planında sürekli hissedilir. Karakterlerin kişisel ilişkilerindeki kırılganlık, aslında dünyanın kırılganlığıyla paraleldir. Geç kapitalist toplumda insan yalnızca işinde değil, duygularında da güvencesizleşmiştir. Romanın en güçlü damarlarından biri sınıf farkıdır. Alice ile Felix ilişkisi bu açıdan önemlidir. Alice kültürel sermayesi yüksek, tanınmış, ekonomik olarak daha ayrıcalıklı bir yazardır; Felix ise depo işçisidir. Bu karşılaşma, yalnızca iki kişinin flörtü değildir; iki farklı sınıfsal dünyanın karşılaşmasıdır. Felix’in dünyası daha doğrudan, bedensel ve emek merkezlidir. Alice’in dünyası ise kültürel üretim, edebiyat, ün ve entelektüel tartışmalarla örülüdür. Fakat Rooney bu ayrımı basit bir “zengin-yoksul” karşıtlığına indirgemez. Tam tersine, sınıfın insan ilişkilerinde nasıl utangaçlık, savunma, arzu, öfke ve mesafe ürettiğini gösterir. Felix, Alice’in dünyasına hem çekilir hem de o dünyanın yapaylığını sezer. Alice ise Felix’te daha “gerçek” bir hayat imgesi bulur; fakat bu bakışın içinde de sınıfsal bir romantizasyon riski vardır. Ayrıcalıklı biri, daha az ayrıcalıklı birini gerçekten sevebilir mi; yoksa onu kendi varoluş krizinin ilacı hâline mi getirir? Karakterler yazarken çok derindir; yüz yüze geldiklerinde ise çoğu zaman sakar, kırılgan, suskun veya
Güzel Dünya Neredesin?Sally Rooney · Can Yayınları · 20222,629 okunma
Reklam
Reklam