Çîroka Şervanê Kurdan ,Xeyri♡
10/10
·328 syf.·
Beğendi
·
2026 39. kitabı
"Ji bîrkirin îxanete. Xiyanetê em şikandin ne şer. Ma ne her tişt dawiyek heye? Çima dawiya êşê tune ye..." Bu kitap; ölümün o buz gibi soğukluğuna karşı sıcacık, tertemiz bir tebessümle direnenlerin ve ne olursa olsun pes etmeyenlerin hikayesi. Kitabın satırları arasında gezinirken zihnimde hep şu acı gerçek yankılandı: "Ez dikarim hemû tiştan jibîr bikim, lê xiyaneta wan kesan na jibîr dibe ku hevalê me winda kirin." Kitapta beni en derinden etkileyen karakter şüphesiz Xeyri oldu. Her şeye rağmen pes etmeyen, gerçekleri dünyaya haykırmak için adeta ölüme meydan okuyan bir irade... Kaç kez ölümün kıyısından döndü, kaç kez donmak üzereyken kendi kendini ayağa kalkmaya zorladı? Onun yaşadıklarını bir başkası yaşasaydı çoktan ölüme teslim olurdu. Xeyri’nin o sert ve dirençli duruşunun arkasında, içindeki o kadar tatlı, o kadar saf bir çocuk saklı ki... İnsanın onu sarıp sarmalası, bağrına basası ve dünyanın tüm kötülüklerinden koruyası geliyor. Xeyri’nin kendi kendisiyle olan içsel atışmaları, vicdani muhasebeleri ve her seferinde doğru karara ulaşma çabası, hepimizin ondan öğrenmesi gereken çok kıymetli dersler barındırıyor. Kitap bize en çok da şunu fısıldıyor: Ne olursa olsun, insan kendi değerlerine ve kendinden olana ölse bile ihanet etmemeli. Kitabı okurken heyecandan ve endişeden nefesimin kesildiği anlar oldu. Mereto köpeğinin yaşattığı hayal kırıklığından sonra, Xeyri; Bawer ve Murat ile karşılaştığında içimi büyük bir korku kapladı. "Acaba onlar da mı ihanet edecek?" endişesiyle sonraki sayfaları okumakta zorlandım. Kitabın derinliğini tam anlamıyla kavramak, sindire sindire okumak için kendimi ne kadar yavaşlatsam da bir baktım ki kitabın sonuna gelmişim. O kadar akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Xeyri; ne
Şervan
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma
Zavallı Kadın
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 16:10
Merhaba. Hâlâ incelemeye nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum. Kitaba inceleme yazıp yazmamak arasında gidip geldim itiraf ediyorum. 'Kitap hakkındaki düşüncelerimi doğru bir şekilde yazabilir miyim, hakkını verecek miyim' diye diye ikileme düştüm. Ve burdayım. Karmaşık bir anlatım olmaması için başlıklar ile inceleyeceğim. (Kesinlikle karışacak) Metnin Dış Görünüşü Bahsettiğim şey yazarın nasıl bir teknik kullandığı. Aslında tam olarak teknik mi denir bilemiyorum. Neyse. Kitabın ölen kadın olan Fikret'in mektupları olduğunu biliyordum. Kitaba başlarken direkt olarak birinci kişili anlatım görünce başta biraz şaşırdım. Tarih vs. yoktu ve 'acaba mektuplardan oluştuğunu ben mi yanlış gördüm' diye sordum kendime ama bunun cevabı uzun sürmedi. Suat, Fikret'in ablası gibi gördüğü kuzeni. Kitap da Suat'ı görmeye gelen bir arkadaşı ile başlıyor. Kitabı anlatan kişi Suat'ın arkadaşı, evet. Suat, Fikret'in başına gelenleri arkadaşına anlatıyor. Arkadaşı da bize aktarıyor. Ama bu anlatım uzun sürmüyor çünkü bahsedilen kişi Suat'ın verdiği mektupları okumaya başlıyor. Asıl kitap burda başlıyor diyebiliriz. Fikret'in mektupları aynen işleniyor kitapta. Kendi düşünceleri ve yaşadıklarını Fikret'in ağzıyla okuyoruz. İçeriği Fikret annesini çok küçükken kaybettiği için o zamandan beri melankolik biri. Belki de yazar, ilerde karakterin hüzne geçişini -ordaki karakter değişimini- yazmak istemediği için böyle bir yol seçmiştir. Kim bilir. Fikret'in kızı olunca (Nedret) kendisi ölüyor. Burda da 'Kızlar annelerinin kaderini mi yaşar?' diye düşündüm. Yazar bunu bile isteye mi böyle yazdı? Yıllardır süregelen bir anlayışı kitabına da işlemek mi istedi? Bunların cevabı bende değil Güzide Sabri Aygün hanımefendide. Kendileri çoğu kadın yazar gibi geri plana atılmaya çalışılmış. Bir ara bu
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi (Ciltli)Güzide Sabri Aygün · İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,015 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·440 syf.··
2026 35. kitabı
Gelgit 1: Yeniden Uyanış - Su Akar #kitapyorumu Herkese selam! Yeni bir kitap yorumu ile geldim! ÖNCELİKLE ASLA VE ASLA BU KİTABIN SONUNU KABUL ETMİYORUM. YAZARIN KALPSİZLİĞİNİ DE KINIYORUM. HİÇ BAĞLANMADIĞIM, TANIŞMADIĞIM BİR KARAKTERE ÜZÜLDÜM BEN!! Naaaaasıl bir serüvendi öyleeee. Kendimi bir kaptırdım kiii!! Kitabın maratonunda göreceksiniz zaten ama şimdi yorumumdan burada bahsetmem gerekiyor. Öncelikleee kitap konu bakımından pek benlik değil ama zaten ara sıra bu tarz kitaplar okuyorum. Açık ara en aklı başında yazılmış olduğunu hissettiğim absürt olmayanlarıydı benim okuduklarım arasından. En çok da bunu sevdim. Yazarın kalemi zaten akıcıydı. Okuduğum en akıcı kalemlerden birisi değildi ama kitabın dinamiğiyle birlikte kendini okutuyordu. Kitapta ben baya bir yere güldüm. Özellikle Aras beni baya baya bir güldürdü. Şimdi karakterden bahsedeyim biraz. Sırma, aslında ona karşı nötr olduğumu söyleyebilirim. Olması gerektiği zaman olması gerektiği tepkileri verdi. Gayet aklı başında omurgalı bir karakterdi. Mıy mıy, çıtkırıldım bir watty girl değildi. En sevdiğim yanı içindeki şefkatti. Bir anne şefkati vardı onda. Çok güzel bir “anne” olurdu bence Sırma. Bizi bu hale getirenler utansın!! Aras, en sevdiğim karakterlerden birisiydi bence. Çok tatlı, çok savunmasız, çok masum bir karakterdi Aras en başında. Yaşadıkları vs geçmişi gerçekten üzücü. Bu adam daha ne yaşasın derken kitabın sonunda 2 tane büyük, 2-3 tane de ara pilot twist şovu yapan yazardan bize büyük şok. Deniz, kraliçedir bizim için desem de en başta sonradan biraz soğudum. Yani Aras’a biraz daha bence sıcak yaklaşabilirdi. Yine de eve ilk geldiği zaman çok havalı olduğunu inkar edemeyeceğim. Efe, yazarımız her ne kadar sevse de ben en başından beri sevmiyordum hâlâ da kararımın arkasındayım. Benim için
GelgitSu Akar · Juno Kitap · 202628 okunma
2/10
·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 22:56
Kitap kağıt üstünde Türkiye’nin yakın tarihine, cezaevi süreçlerine ve sürgün yıllarına dair sarsıcı bir tanıklık sunmayı vadetse de, ne yazık ki son dönem Türk edebiyatının en aceleye getirilmiş, üstünkörü işlerinden biri olmaktan öteye gidemiyor. Kitap, iyi kurgulanmış edebi bir eserden ziyade, yazarın kafasındaki politik mesajları ve sloganları aktarmak için karakterleri araç olarak kullandığı yapay bir metne dönüşüyor. Romandaki en büyük fiyasko, hikayenin ve duyguların tamamen kopuk olması. Merkezde yer alması gereken Selim ve Leyla’nın aşkı o kadar ruhsuz ve mekanik işlenmiş ki, okur olarak ne yaşanan acılara ortak olabiliyorsunuz ne de o büyük bekleyişin dramını hissedebiliyorsunuz. Livaneli, araya sıkıştırdığı dünyaca ünlü yazarlardan alıntılarla romana dışarıdan zorlama bir derinlik katmaya çalışsa da, bu parçalı ve aceleci yapı okuyucuyu sürekli hikayenin dışına fırlatıyor. Kitabın Stockholm’de biten finali ise tam bir hayal kırıklığı. Sürgün hayatının ve vatan hasretinin getirdiği o derin psikolojik yıkım, edebiyatın vurucu gücüyle anlatılmak yerine, ülkeyi kötüleme tonunda sığ bir "bizi bu hale getirenler utansın" mesajına indirgeniyor. Özetle; yaşayan insan hikayelerinden yoksun, göze parmak sokan politik mesaj kaygısıyla yazılmış bu roman, ne yazık ki tam anlamıyla bir kağıt israfı.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 09:08
Kemal Varol bu romanında yalnızlık ve acıyı öyle derin ve gerçekçi bir şekilde işlenmiş ki, bir süre sonra sadece okuyan değil, yaşayan biri haline geliyorsunuz. Karakterlerin hissettikleri, yaşadıkları kayıplar o kadar samimi aktarılmış ki, ister istemez kendinizden parçalar buluyorsunuz. Anlatılan acılar sadece karakterlere ait kalmıyor sizi de o duyguların içine çekiyor. Dili ise oldukça akıcı ve sade. Okurken yorulmuyorsunuz, aksine sayfalar su gibi akıp gidiyor. Kısacası bu roman, yalnızlığı, kaybı ve insanın iç dünyasındaki kırılmaları sade ama güçlü bir dille anlatan, okuru derinden etkileyen bir eser. Okurken hüzünlenmekten kaçamayacağınız ama buna rağmen elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan biri. Samir'in gitmeden önceki gece sürekli dinlediği ve Eléonore'un bir türlü sözlerini hatırlamadığı şarkı dahil pek çok şarkıdan bahsediliyor kitapta. Son sayfa da tüm bu şarkılara ulaşabilmemiz için bir karekod bırakılmış, çok güzel bir ayrıntı. Ancak ben kitabı bitirdikten sonra Kenan'ı, Eléonore'u, Harun'u düşünerek bir de şu şarkıyı dinlemenizi tavsiye ederim: Bir çiçek ümit içinde nasıl kaybolur? O çiçekten bal tutacak arı mahvolur Kalbimde yatan sensin, gözümde tüten Seni benden alıp giden kader utansın (Aşkın Nur Yengi - Kader Utansın)
Onu Sevdiğim ZamanlarKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,926 okunma
%98 öfke nöbeti geçiriyorum %2 övüyorum
4/10
·532 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 16:10
Her ne kadar seriye devam edeceğim demiş olsam da ne zaman devam ederim hiçbir fikrim yoktu, sadece araya bayağı zaman koyacağımı biliyordum fakat bir gün kitaplığın önüne geçtim, sakin bir şeyler okumak istediğime karar verdim ve elim bir anda bu kitaba gitti. İlk kitabı kasımın sonunda bitirmiştim ve bana göre üzerinden çok da uzun bir zaman geçmeden okumuşum bu kitabı da. Kitabı okurken pek çok kere "Bu kitap olmasa da olurmuş," dedim doğrusu. İlk kitapla tamamen aynıydı bana kalırsa, hatta o - her ne kadar onu bitirmekte çok daha zorlanmış olsam da - daha iyiydi bence. Bunun da tek bir sebebi var gerçi. Bu serinin 5 kitap olması bana ilk duyduğumda çok garip gelmişti ama "Yazar beş kitap boyunca ne anlatmış olabilir ki?" diye sorduğumda "Öyle bir kurgusu var ki beş kitap çok normal," diyenler, hatta "Yedi kitap bile olabilirmiş," diyenler oldu. Rica ediyorum abartmayalım. Şu iki kitap gerçekten o kadar boştu ki. İlk kitapta karakterin yaptığı sıradan şeyleri gereksiz derecede ayrıntılı şekilde okuyorduk, bu kitapta da Lina ve Aral'ın tamamen gereksiz o kadar sahnesi var ki. Bir de uzunlar. Kitapla ilgili en büyük şikayetim de bu. Tamam, sonuçta bu ikisi birbirlerinden hoşlanıyorlar ve ilişkilerinin de gelişmesi gerekiyor ama neden bunun için sürekli olarak bu iki karaktere ayrı sahneler yazılıyor? Kurguyla ilgili kısacık bir olay mı oldu? Tamam, bu kadar yeterli. Şimdi yirmi sayfa boyunca Lina ve Aral'ın flörtleşmesini okuyacağız. Diğer karakterlerin de olduğu bir sahne mi okuduk? Tamam, bu yeterli. Şimdi Lina'nın milyonuncu kere Aral'a ağlamasını ve Aral'ın da onu milyonuncu kere sakinleştirmesini okuyacağız. Bir gelişme yaşandı ve o yüzden şuraya gidip şunu mu yapmamız gerekiyor? Durun! Önce Aral'ın aynı kelime ve cümlelerle Lina'ya ne kadar aşık olduğunu
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 2Filiz Puluç · İndigo Kitap · 20241,043 okunma