utku

Gerçek şu ki, tarifsiz yalnızlıklar içinde yaşayıp gidiyoruz, özellikle de en derin ve en önemli konularda.
Sayfa 14
Reklam
O amansız yangında çocuklarımı kaybettiğimde ilk olarak dini duygularımı sorgulayacaktım. Fakat buna yeltenecek gücü kendimde bulamıyordum. Çünkü bunu yaparsam Tanrı'yı incitme ihtimalim çok yüksekti. Nihayetinde, çocuklarım bir tabloysa ben en fazla o tabloyu çizen fırça olabilirdim. Tanrı ise o fırçayı tutan eldi.
Sayfa 183 - Jason Dawson
Alıntı
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da.. Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş,Tahirle Zühre olabilmekte, yani yürekte.. Meselâ,bir barikatta dövüşerek meselâ,kuzey kutbunu keşfe giderken, meselâ denerken damarlarında bir serumu, ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil,Zühre olmak da.. Hattâ sevda yüzünden,ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin, ama o bunun farkında değildir. Ayrılmak istemezsin dünyadan, ama o senden ayrılacak. Yani sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi,artık yahut hiç sevmeseydi, Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden? Tahir olmak da ayıp değil,Zühre olmak da.. Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil..
Her kişi kendi görünümünü arıyor. Kendi varoluşunu ileri sürmek artık olanaklı olmadığından, ne var olmayı ne de bakılıyor olmayı dert etmeksizin başka yapılacak bir şey kalmıyor geriye. "Varım, buradayım" değil; "Görülüyorum, bir imajım, bak bana bak!" Narsisizm bile değil bu; sığ bir dışa dönüklük, herkesin kendi görünüşünün menajeri haline geldiği bir tür reklamcı saflığı.
Saydamlığı, hareketsizliği, varolmayışı öğreniyorsun. Bir gölge olmayı ve insanlara sanki hepsi birer taşmış gibi bakmayı öğreniyorsun...
Reklam