Tehlike Ankara'ya bu kadar yakınken, Temmuz 1921...
Henüz Sakarya Savaşı bile yapılmamışken, TBMM'nin Kayseri'ye taşınması söz konusuyken, memleket diye bir toprağımızın kalıp kalmayacağı bile belli değilken... Maarif Kongresi toplandı!
Mustafa Kemal'in talimatıyla Ankara Öğretmen Okulu'nda düzenlenen kongreye, 40'ı kadın 180 eğitimci katıldı, bir hafta sürdü.
Mustafa Kemal savaşın o en kritik döneminde bir günlüğüne cepheden ayrıldı, '' cahillikle savaş düşmanla savaştan daha az önemli değildir '' dedi, Ankara'ya geldi, kongrenin açılış konuşmasını yaptı.
Fransız Gazeteci Jean Chiliquelin ise, İnebolu-Ankara güzergahında gördüklerini şöyle aktarıyordu: '' Sırf kadınlardan oluşan öyle kafilelere rastladım ki, doğrudan doğruya sırtlarında obüs sandıkları taşıyorlardı. Kocaları cephede dövüşen bu kadınlar ne siyasi bir akıma tabi olmuşlardı, ne de koyun sürüsüydüler. Mükafat beklemiyorlardı. Şükran sözü de beklemiyorlardı. Bu halkı böylesine harekete geçiren hiçbir yasal mecburiyet yoktu. Ruhlarına doğmuş, yüce bir yurtseverlik duygusuydu. ''
Erzurum Kongresi'nin toplandığı gün, Vakit gazetesinde geleceğe yönelik bir tartışmanın manşeti vardı. ''Aya seyahat kabil midir ?'' diye başlık atmışlardı... Başlığın hemen altında ''değildir'' diye cevabı da vardı!
Yaşadığı dönemi bile kavrayamayan saray basınının, elbette yarınlara dair sağlıklı öngörüde bulunabilmesi imkansızdı.
Fevzi Çakmak yıllar sonra şöyle tarif edecekti...
'' Eğer o günlerde bir tayyareden memlekete bakarsanız, yer yer yanan ateşler görürdünüz, bunlar ışıldayan çoban ateşleriydi, hepsini birleştirecek alev lazımdı, işte o da Mustafa Kemal'in meşalesiydi! ''