Utku

Utku
@utkucancerit
Sınıf Öğretmeni
8 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
'' Sözden kastedilen manâyı belirleyen unsur, hâricî karinelerdir. Bunların esasını da hâl karineleri oluşturur. Ancak her hâl yazıya aktarılamaz ve her karine de serdedilen kelamda mündemiç olmaz. Asıl manâyı belirleyici vasıftaki bu karinelerin bulunmaması demek, manânın da tümden ya da kısmen yok olması demektir. '' ~ Şâtıbî
Sayfa 59
Reklam
Antik Hermeneutik Üzerine Genel Mülahazalar
'' En genel çerçevede anlama sürecinde neler olup bittiği sorusuna açıklık kazandırmaya çalışan bir düşünme ya da felsefi tefekkür geleneği şeklinde tanımlanması mümkün olan hermeneutik kavramı etimolojik olarak Yunan mitolojisinde tanrılar ile insanlar arasında elçilik - aracılık yapan Hermes'e dayandırılır. Kavramın etimolojisinin Hermes'e dayandırılması, hermeneutiğin de tıpkı Hermes gibi aracı ve köprü işlevi görmesiyle izah edilmiştir. Şöyle ki, Hermes tanrıların beşerî varlık alanıyla ilgili plan ve projelerinin insanlara ulaştırılmasında üstlendiği rol itibariyle iki ayrı ontolojik düzlem, yani ilâhî ve beşerî düzlem arasında bir iletişim köprüsü kurmuştur. Benzer şekilde hermeneutik de bir metin ya da sanat eseri ( nesne ) ile onu anlamak isteyen insan ( özne ) arasındaki ilişkiyi açıklamada adeta bir aracı konumundadır. ''
Sayfa 32
Din
'' Özetlemek gerekirse, Mu'tezilî gelenekte Kur'an, Allah'ın mümkün bir tarihte, beşerî bir dilin imkan ve sınırları içinde konuşmasıyla vücut bulmuş hâdis bir kelâmdır. Dolayısıyla Kur'an tarihsel, tarihe ait bir fenomendir. Bu itibarla Allah'ın insanlık tarihinin belli bir döneminde sözel bir dilsel metin olarak somutlaşan kelâmını anlama ve yorumlama faaliyetinde öncelikle ve özellikle Arap dilinin tüm imkanlarını sonuna kadar kullanmak ve bu süreçte, ilahî adaletin muktezasınca yapıp ettiği tüm fiillerin gerçek öznesi olan insanın aklî yetilerine güvenmek ve onu Allah'ın kelâmını anlama girişiminde son derece etkin ve işlevsel kılmak gerekir. ''
Sayfa 17
Din
'' Farz edelim ki tarihselcilik Kur'an'ın buyruklarını nüzul dönemiyle sınırlamaktadır; öyleyse gerçek tarihselciler, Kur'an'ı kendi tarihi içinde okumanın ilâhi mesajı bugüne aktarmanın en emin ve tekin yolu olduğunu söyleyenler değil, Kur'an ayetlerini birbirine hükümsüz kıldıranlardır. Ne garip tecellidir ki, geçmiş asırlarda yüzlerce ayeti bir tek ayete nesh ettiren çevreler, Kur'an'ın evrenselliğini savunanlar arasında görülmüş; Sünnî gelenekte genel kabul gören nesh anlayışına şiddetle karşı çıkan ve nasih-mensuh problemini tahsis (hükmü daraltıcı yorum) formülüyle çözme önerisinde bulunan Mu'tezilî müfessir Ebû Müslim İsfahânî ise -muhtemelen sırf Mu'tezilî olduğu için- yaşadığı dönemde bir bakıma tarihselci olarak kategorize edilmiştir. ''
Sayfa 9
Din
Kur'an'ı tarihselci bir perspektiften okumak, onu ölü bir belge olarak tarihe gömmek değil, vahyedildiği tarihin kendine özgülüğü içinde okumak demektir. Bu anlam düzeyinde tarihselciliğin karşıtı evrenselcilik değil, tarihüstücülük veya daha doğru bir nitelemeyle tarih dışıcılıktır. Bu da tam olarak, tarihsel olay veya olguların gerçekte meydana geldikleri tarihsel dönem ve o döneme özgü koşulların dışında, değişik zaman dilimlerinde gerçekleşmiş olay ve olgularla birlikte düşünülmesini, bir başka deyişle, farklı dönemlerde meydana gelmiş olayların aynı zaman diliminde vuku bulmuş gibi ele alınıp değerlendirilmesini ifade eden anakronizme (tarihi ıskalamak) denk düşer.
Sayfa 9
Din