'' Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil... ''
Artık her şey az miktarda ''esas'', çok miktarda ''usûl'' meselesi hâline geldi. Biçim içeriği aştı. Birbirini bütünleme ve tamlama hâli ortadan kalktı...
'' Sözden kastedilen manâyı belirleyen unsur, hâricî karinelerdir. Bunların esasını da hâl karineleri oluşturur. Ancak her hâl yazıya aktarılamaz ve her karine de serdedilen kelamda mündemiç olmaz. Asıl manâyı belirleyici vasıftaki bu karinelerin bulunmaması demek, manânın da tümden ya da kısmen yok olması demektir. '' ~ Şâtıbî
'' En genel çerçevede anlama sürecinde neler olup bittiği sorusuna açıklık kazandırmaya çalışan bir düşünme ya da felsefi tefekkür geleneği şeklinde tanımlanması mümkün olan hermeneutik kavramı etimolojik olarak Yunan mitolojisinde tanrılar ile insanlar arasında elçilik - aracılık yapan Hermes'e dayandırılır. Kavramın etimolojisinin Hermes'e dayandırılması, hermeneutiğin de tıpkı Hermes gibi aracı ve köprü işlevi görmesiyle izah edilmiştir. Şöyle ki, Hermes tanrıların beşerî varlık alanıyla ilgili plan ve projelerinin insanlara ulaştırılmasında üstlendiği rol itibariyle iki ayrı ontolojik düzlem, yani ilâhî ve beşerî düzlem arasında bir iletişim köprüsü kurmuştur. Benzer şekilde hermeneutik de bir metin ya da sanat eseri ( nesne ) ile onu anlamak isteyen insan ( özne ) arasındaki ilişkiyi açıklamada adeta bir aracı konumundadır. ''